Şerafettin Güç

Şerafettin Güç


Taşelinin Erguvanları ve Karamanlılar

17 Ağustos 2020 - 10:10 - Güncelleme: 17 Ağustos 2020 - 10:47

Taşelinin Erguvanları ve Karamanlılar Adı Erguvandır. Rengi de Erguvan. Manası hüzün, utanç, güç ve kibir, naz ve niyaz, aşk ve işve, neşe ve de zarafetle tarumar olmuştur. Hikâyesi ise yüzyıllar boyu anlatıla gelmiştir. Mevsimi bahardır ve çok kısadır. Ancak Nisan’da ya da Mayıs’ta rastlarsınız. Lütfedip gelirse bir de Mart’ın sonlarında. Az görünür, çok durmaz. Acelecidir ve de nazlı. Seyrek görünse de ardından çok konuşulur. İstanbullu zannedilir. Aslı Taşeli Platosunun Germanikapolis (Ermenek) çevresi, Taşlık Kilikya, Kapadokya, Niğde Bolgar Dağları’nın Akdeniz’e bakan etekleri.

Çokça sevmiş olsa da ana yurdu değildir İstanbul. Karamanoğullarının hâkim olduğu coğrafyadan sürgünlerle birlikte götürüldüğüne tabiat şahittir.

“Herkes biraz ya Karamanlıdır, ya da Karamaoğullarındandır. Sözümü duyarcasına Erguvanda zannımca az da olsa Karamanlı gibi. Efsaneler kökenlerini Kenan illerinde bulmuştur erguvanın. Asur Babil’e kadar uzanıyor. Daha bilimsel kayıtlar ise Akdeniz, Balkanlar ya da Güney Avrupa ve Batı Asya diye söylerler ana
vatanını. Adına, ana renkler arasında rastlamanız elbette imkânsız. Ara renklerde ise gerçek anlamda bir isim vermek yerine daha çok mavimsi pembe” gibi tanımlar yer alır sözlüklerde. Oysa Acemler en doğrusunu yapmış, bu renge Erguvan deyip çıkmışlar işin içinden. İş bu renge boyalarda ulaşmak için ise epey bir uğraşmak gerek. Zira rengi, bu harikulade çiçek yerine Lübnan kıyılarına vuran bir deniz kabuklusundan elde ediliyor. Hani şu biyoloji de ve bulmacalarda adı çokça geçen “engin denizlerde yaşayan bir çeşit yumuşakça” denilen türden.

Bir de hikâyesi var bunun: Soyca asil bir hanım aylak bir sokak köpeğinin dişlerine bulaşmış bu rengi nasıl olmuşsa artık, bir şekilde görür. Der ki yanındaki hizmetçilerine, “bu renkte bir elbise istiyorum”. Bunun üzerine, köpeği izleyen hizmetkârlar onun bir deniz kabuklusuyla beslendiğini görürler, sonra bu kabuğu ezerek “VİOLET” de denen pembemsi mor rengi icat ederler. Onun için renginin doğal yollarla üretilmesi pek zordur. Bir de altın tozu ve bazı kalay tuzlarının karışımıyla yapay olarak elde edilen mineral formu vardır Erguvan renginin. Her iki halde de nadir ve değerli bir renk olarak addedilir.

Ülkemizde ise Ege, Güney Anadolu ve Marmara Bölgesi’nde yayıldığını ve fakat dünyada en bol ve en güzel haline, hususen eskilerin nehr-i aziz dedikleri İstanbul Boğazının yamaçlarında rastlandığını herkes kabul eder. Işık ağacı diye de anılır. Latince ismi “Cercis Siliquastrum”,ailesi “Leguminosae” ya da “Fabacea”, sülalesi ise bizde baklagillere tekabül eden “Fabales”’tir. Daha yukarılara çıkacak olursak “Magnoliopsida” sınıfının “Magnoliophyta” bölümünde anıldığını görürüz ki, bu da bize, İstanbul’a sonradan gelmiş ve
ona çok yakışan bir başka ağaçla; Manolya ağacıyla akraba olduğunu düşündürür. Evet dediğim gibi; “Herkes biraz ya Karamanlıdır, ya da Karamanoğullarındandır.” Erguvan gibi.

Şerafettin GÜÇ
Karamanoğulları Tarihi Araştırmacısı Yazar
Kısmen alıntı yaptığım benimde üye olduğum kaynak:

gezginlerkulubu.org adını tarihe yazdırmış bir çiçek erguvan

Bu yazı 453 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum