Şerafettin Güç

Şerafettin Güç


Bizim Yunus'un Dilinden Müzik ve İnsan

17 Nisan 2021 - 23:17 - Güncelleme: 17 Nisan 2021 - 23:22





Attığımız adımları, konuştuğumuz kelimeleri ve sayısal işlemlerimizi hep bir “ritm” içerisinde yaparız.


Müziğin evrenselliği hep bunların içerisindedir. Dünya insanlarının ortak lisanı müziğin notaları ve tınısıdır. Bugün dünya üzerinde takriben konuşulmakta olan 6000 dil olduğu düşünülmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından verilen rakamlara göre ise bu sayı 8000‘i buluyor.


Net olarak bir sayı verilememesinin temel nedeni bazı lehçelerin bir dil vaziyetine gelmeleri ve ayrı bir dil olarak sayılıp sayılamayacağı konusundaki uzmanların kararsız kalmasıdır.


Ayrı olarak dünya üzerindeki erişilememiş bölgeler ve buradaki dillerin incelenmemesi de oldukça ehemmiyetli bir etkendir.


Birleşmiş Milletler tarafından paylaşılan verilere göre, şu an için dünyada 7000 bin ile 8000 bin arasında dil var. Konuşulan dillerin yarısının konuşan nüfusu 10 binden az. Bu dillerin takriben olarak 4/1’inin konuşan sayısı bin kişiden az. Avustralya’da 108, Hindistan’da 198 ve Amerika Birleşik Devletlerinde 190 kadar dil, tehlikede olan diller sınıfına alındı.


Türkiye'de konuşulan dilleri dünya dilleri üzerine kapsamlı çalışmalara yer veren ethnologue.com'un Türkiye raporuna göre Türkiye'de Türkçeyle birlikte 36 dil konuşuluyor. Ancak Ethonologue'un rakamları da birçok dil için eski. Çoğu 1980'lere ya da 1990'lara ait. Bu durum, Türkiye'nin dilleri için de güncel çalışmalara ihtiyaç olduğunu gösteriyor.


MÜZİK”, notalardan meydana gelir ve ortaya çıkan melodi “ritm” herkesi etkileyebilir. Millet ayrımı olmaksızın herkese hitap edebilir bir melodidir.


Çoğu zaman sözlerinden hiçbir şey anlamamıza rağmen başka dillerde söylenmiş şarkıları sırf tınısı kulağımıza hoş geldiği için dinleriz, işte budur müziğin evrenselliği.


Bizim Yunus Emre der ki;

“İlim, ilim bilmektir,
İlim ise kendini bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Bütün okumaların boşa olmuş demektir.”


Duygusal bir müzik bizi duygulandırır, coşkulu bir müzik coşkulandırır, sözleri önemsizdir bu duyguyu hissetmek için. Ama biz yinede kendimizi müziğin içinde buluruz.


“MÜZİK” kelimesi, Avrupa müzik kültürü ile ilişkiye giren hemen her kültürün diline aynen geçmiştir ve benzer başka bir kelimeye diğer dillerde pek rastlanmaz. Hatta pek çok etnomüzikoloji çalışmasında “bu müziğin adı ne?” sorusuna verilen cevap “bu müzik değil tören” olmuştur. Yani dünyanın tüm toplumlarında, doğrudan müzik olarak çevrilebilecek herhangi bir terim bulunmuyor.


Bizim Yunus Emre der ki;


“Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur.
Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.
Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder.

Aşk zehri benim için panzehirdir.
Eğer aşk ateşinle yan, gönüllere gir dersen, benim için karanlıklar aydınlanır. Bana ne kandil ne de meş'ale gerekir.

Aşk dilini bilmeyen, âşık dilinden anlamayan ya delidir ya da dünya ehlidir.
Söze târîh yedi yüz yediydi, Yunus cânı bu yolda fidîyidi.
Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür. “


Gerçekten de müzik çok yerde tek başına bir etkinlik olarak değil, bir etkinliğin öğesi olarak kabul görür. Müzik, bazı toplumlar için sadece sesin temsiliyken, başka toplumlarda bir ritüel ya da sanat düşüncesi olarak karşılığını bulabiliyor. Müzik kültürel olarak göreli bir kavramdır ve her kültür hatta her kişi müzik olarak adlandıracağı şeyi kendisi belirliyor.


Bizim Yunus Emre’nin ilahi, şarkı ve türkü formunda, hicaz, nihavend ve hüseyni makamlarında farklı besteciler tarafından bestelenen üç eserinin incelendiğinde şunlar dikkat çekiyor.


Bizim Yunus Emre’nin özellikle İslam tasavvufunu ve Allah sevgisini işlediği eserleri ilahi, nefes, deyiş gibi dini müzik formlarında.

İnsan sevgisi, doğruluk ve dürüstlük gibi erdemleri işlediği eserleri ise şarkı ve türkü gibi din dışı müzik formlarında birçok bestekâr tarafından bestelenmiş olduğu görülmektedir.


Not:
Sayın Uğur DOĞAN beyefendinin bizim Yunus Emre’nin bestelenmiş bu eserler üzerine makamsal analizleri çalışmasının okunmasını tavsiye ederim.


(Doktora Öğrencisi, İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakultesi, Müzik Bilimleri Bölümü, Müzikoloji Anabilim Dalı TÜRKİYE, e-mail: doganugur@hotmail.com ORCİD: https://orcid.org/0000-0002-7591-0012)


Şerafettin GÜÇ




 

Bu yazı 384 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum