Şerafettin Güç

Şerafettin Güç


Atatürk'ün Yattığı Yer Türk Ulusu'nun Kalbidir

30 Mayıs 2020 - 11:50

Üç Önemli Yerden Alınan Toprak
 

  1. Selanik
  2. Kıbrıs
  3. Ermenek
 
Atatürk'ün Yattığı Yer Türk Ulusu'nun Kalbidir
 
Atatürk için büyük bir anıtmezar yaptırılmasına karar verildikten sonra ilk iş, bu anıtın yerinin seçilmesi idi. Bunun için komisyon, yerli ve yabancı ünlü kişilerin, özel ve tüzel kurumların düşüncelerini sordu.
 
Bu arada, o sıralarda yurdumuzda çalışan ve Ankara'nın ilk bayındırlık projesini yapan ünlü şehircilik uzmanlarından;
 
1) Prof. Jansen'e, yeni Büyük Millet Meclisinin mimarı
2) Prof. Holzmeister'e, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Mimarı
3) Prof. Taut'a ve Güzel Sanatlar Akademisinde Öğretim Görevlisi
4) Prof. Belling'e de başvuruldu.
 
Not: Burada dikkati çeken yabancı uyruklu uzmanların yurdumuzda görev yapmaları.
 
Başbakanlıktaki Anıtkabir Komisyonuna özel ve 1. tüzel kurumlardan ve birçok ünlü bilgin ve sanatçılardan bu konuda pek çok raporlar geliyordu. Gelen raporlar özetlendi. Bu özetten anlaşıldığına göre, Atatürk Anıtkabir'i için şu yerler ileri sürülüyordu:
 
1 - Çankaya
2 - Etnografya Müzesi
3 - Büyük Millet Meclisinin arkasındaki tepe (Kaba tepe )
4 - Ankara Kalesi
5 – Bakanlıklar (Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılan arsa )
6 - Eski Ziraat Mektebi
7 - Gençlik Parkı
8 - Altındağ (Hıdırlık tepe )
9 - Gazi Orman Çiftliği
 
Atatürk'ün naşının yatırılacağı yerin seçilmesi basında, aydınlar ve hatta halk arasında derin ilgi uyandırmıştı. Büyük kurtarıcı için en uygun yerin seçilmesi ve O'nun büyüklüğü ile oranlı bir anıtın ortaya konulması isteniyordu. Konu, gerçekten önemliydi ve çok dikkatli çalışmayı gerektiriyordu.
 
Anıtkabir için ileri sürülen yerler, özel konuşmalarda, basında ve aydınlar arasında ilgi çekici bir konu olmuştu. O zamanlar bu yerler için yapılan eleştirileri şöyle özetleyebiliriz.
 
 
Rasat Tepe’nin Bulunuşu
 
Aydın Milletvekili olan Yüksek Mühendis Mithat Aydın, otomobili ile çıkamadığı yerlere yayan tırmanıyordu. Etlik'i, Keçiören'i, Cebeci'yi, Altındağ'ı gezdi. En son, o zamanlar üzerinde birkaç küçük yapı bulunan Rasattepe'ye çıktı. Bu tepe, şehrin ortasındaydı. Çevresi boştu. Burada yapılacak Anıtkabir, çok uzaklardan görülebilirdi.
 
Mithat Aydın, Komisyonun son toplantısında, Anıtkabir yeri olarak Rasattepe'yi ileri sürdü. Tepenin özelliklerini anlattı. Fakat daha önce Çankaya üzerinde düşünce birliğine varmış olan üyeler, kararlarından dönmüyorlardı. Bu sırada Antalya Milletvekili Rasih Kaplan söz aldı ve dedi ki:
 
«Arkadaşlar! Yurdumuzda birçok eserler ortaya koymuş olan bir mühendis arkadaşınız, bize yeni bir yer gösteriyor.  Biz, bu yeri görmeden nasıl reddedebiliriz? Yarın, Mithat Aydın, Genel Kurul'da söz alır ve «Ben bir yer gösterdim. Gidip bakmadılar bile!» derse ne karşılık verirsiniz?»
 
Rasih Kaplan'ın bu açıklaması üzerine komisyonda çetin tartışmalar oldu. Üyelerden büyük çoğunluk Rasattepe'yi görmek istiyordu. Bu yönde karar alındı. Milletvekilleri, hazırlanan taşıtlarla Rasattepe'ye çıktılar. Tepeyi birçok yönlerden incelediler. Vardıkları sonuç olumluydu.
 
Aynı gün yapılan ikinci toplantıda, birçok üyeler söz aldılar. Rasattepe'nin, Anıtkabir için uygunluğunu açıkladılar. Fakat Çankaya üzerinde kararlı olanlar, düşüncelerinden dönmüyorlardı. En son Süreyya Örgeevren söz aldı. Rasattape'nin Anıtkabir için çok elverişli özelliklerini anlattı ve sözlerini şöyle bağladı :
 
«Rasattepe'nin bunlardan başka bir özelliği daha vardır ki, hayali genişçe olan her kişiyi derin bir şekilde ilgilendirir sanırım. Rasattepe, bugünkü ve yarınki Ankara'nın genel görüşüne göre, bir ucu Dikmen'de, öteki ucu Etlik'te olan bir hilal (yarımay) 'in tam ortasında, bir yıldız gibidir. Ankara, hilalin gövdesidir. Anıtkabir'in burada yapılması kabul edilirse, şöyle bir durum ortaya çıkacaktır:
 
Türkiye'nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış Atatürk'ü kucaklamış olacaktır. Atatürk'ü böylece bayrağımızdaki yarım ayın (hilal) yıldızının ortasına yatırmış olacağız. Atatürk, bayrağımızla sembolik olarak birleşmiş olacaktır.
 
Ben bu açıklamayı, birçok aydın kişilere ve bu arada Hüseyin Cahit Yalçın'a da yaptım. Bu büyük fikir adamı «Atatürk'ün yatacağı yerin böyle açıklanmasında, gelecek nesilleri teşvik etmek bakımından büyük faydalar vardır." buyurmuştur. Atatürk Anıtkabir'i için Rasattepe'ye oy verecek olanlar, Atatürk'e olan minnet borçlarını ödeme yolunu tutmuş olurlar! "
Ahmet Süreyya Örgeevren’den sonra İçel Milletvekili Emin İnankur söz aldı ve bir anısını anlattı. Emin İnankur, eski bir öğretmendi. Atatürk, onu çok severdi. Ata çok defa onu yanına alır, şehri birlikte gezerlerdi. Gene bir gezide yolları Rasattepe'ye düşmüştü. Atatürk, şehri buradan seyrettikten sonra Emin İnankur'a dönmüş ve:
 
Bu tepe ne güzel bir anıt yeri.. Demişti.
 
Emin İnankur'un ve Süreyya Örgeevren'in bu açıklamalarından sonra, Rasattepe'yi beğenenler çoğunluğu sağladılar. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılması, büyük çoğunlukla kararlaştırıldı. Karar, hükümete bildirildi. Rasattepe 7. 7. 1939' da bedeli ödenerek kamulaştırıldı.
 
 
Yekta Güngör Özden ve Atatürk’ün ebedi istirahatgahına nakli sırasında görevi:
 
4 Kasım 1953’te Atatürk’ün geçici kabrinden (Ankara Etnografya Müzesi) çıkarılışında bulunmuş, burada 4 Kasım 1953’te Gençlik Nöbeti’ni yönetmiş, 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e taşınma sırasında kortejin yöneticilerinin biri olduğu gibi Atatürk’ün gömülüşünde hazır bulunan on sivilden, yaşamda kalan tek kişidir. (^ "Defin görevlisi o anları anlattı". 10 Kasım 2013. 7 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından Arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2015.)
 
Öldükten 15 Sene Sonra Atatürk'ün Yüzü Nasıldı? Gören Kişi İlk Kez Anlattı;
 
Atatürk'ün naaşının Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e nakledildiği günü anlatan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden, "Yüzü hiç bozulmamıştı. Sanki yeni tıraş olmuş gibiydi" ifadesini kullandı.
 
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden, Atatürk'ün naaşının Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e nakledildiği günü anlattı. Defin işlemine katılan 10 kişiden hayattaki tek isim olan Özden, 10 Kasım 1953'deki nakil sırasında yaşadıklarını, belge ve fotoğraflar eşliğinde dile getirdi.
 
Duygusal Anlar Yaşandı
 
Ankara Üniversiteliler Derneği'ndeki panele katılan Sözcü yazarı Yekta Güngör Özden, Atatürk'ün cenazesinde yakalarına taktıkları Atatürk resmini ve özel hazırlanan kravatı gösterirken salonda duygusal anlar yaşandı.
 
"Yüzü Hiç Bozulmamıştı"
Nakil sırasında ve tabut açıldığında Atatürk'ün yüzünü gören ve yaşayan son kişi olan Özden, "Etnografya Müzesi'nde tabut açıldı içinden çelik tabut çıkarıldı, çelik testere ile kesilerek tabut açıldı. O sırada Atatürk'ün yüzünü gördüm. Yüzü hiç bozulmamıştı. Sanki yeni tıraş olmuş gibiydi. Ardından tabut yeniden kapatıldı" dedi ve şunları söyledi:
 
"Bana Verilen Görev Kapsamında..."
 
"Ben Türkiye Milli Talebe Federasyonu Yayın Komisyonu Başkanı olmam nedeniyle Atatürk'ün naaşının nakli ve defni sırasında görev aldım. O dönem Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenciydim. Bana verilen görev kapsamında ilk olarak Etnografya Müzesi'nde saygı nöbetinde bulunacak 100 kız ve 100 erkek öğrenciyi belirledim.
 
"Hıçkırık Ve Ayak Sesleri Dışında Hiçbir Ses Duyulmuyordu"
 
Etnografya Müzesi'nden önde top arabası, ardında bizler yürüyüş başladı. O sırada hıçkırık ve ayak sesleri dışında hiçbir ses duyulmuyordu. Güzergah boyunca pencerelerde, yollarda halk toplanmış, büyük bir saygı, huşu, gözyaşı vardı. Ankara Palas güzergahından Anıtkabir'e geldik. Tabut önce Anıtkabir'in önündeki bölüme yerleştirildi. O sırada Celal Bayar konuşmasında, 'Seni sevmek milli ibadettir' dedi. Anıtkabir'de Aslanlı Yol'un başında naaş askerlerin omuzlarına alındı ve mozole binası önündeki katafalka konuldu.
 
"Askerlerle Birlikte Toplam 10 Kişiydik"
 
Buradan tabut mozoleye çıkarıldı. Oradan çelik bir vinç yardımıyla mezar bölümüne indirildi. Türkiye'nin dört bir yanından ve Kıbrıs'tan getirilen topraklar serpildi. Daha sonra tabut askerlerin omzuna alındı, mozoleden mezar odasına indirildi. Bu odada Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut, Atatürk'ün kardeşi Makbule Atadan ve ben vardım. Bazı askerlerle birlikte toplam 10 kişiydik.
 
"Makbule Hanım Ağlıyordu"
 
Bu 10 kişiden hayatta kalan tek kişi benim. Defin işlemi sırasında Makbule Hanım hıçkırarak ağlıyordu. Ben de kenarda onları izliyordum. Defin sonrası tutanaklar imzalanınca Makbule Hanım hıçkırarak yeniden ağlamaya başladı. Ben de kaldığım yurt binasına dönünce uzun uzun ağladım."
 
 
“……… Sonra güzel kumaş keseler içinde Zübeyde Hanımın memleketi olduğu söylenerek Ermenek’ten gelen toprak ile Selanik ve Kıbrıs’tan gelen topraklar döküldü…..”  Bunlar bitince Celal Bayar “Buyurun Arkadaşlar” diyerek öne geçti…..
 
Anıtkabir'deki on kuleye şu adlar verilmiştir:
 
01- Hürriyet Kulesi
02- İstiklal Kulesi                       
03- Mehmetçik Kulesi         
04- Zafer Kulesi
05- Müdafaai Hukuk Kulesi          
06- Cumhuriyet Kulesi                
07- Barış Kulesi                         
08- 23 Nisan Kulesi                            
09- Misakı Milli    Kulesi               
10- İnkılâp        
 
Not: Anıtkabir’deki bu kulelerin isimleri bir başka makale konusu.
 
Şerafettin GÜÇ
Karamanoğulları Tarihi Araştırmacısı Yazar
 
Kaynaklar:  
 
Arkeolog Nurettin Can Gülekli “Anıtkabir Rehberi” (Levent Şahverdi arşivi)
 
https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yekta-gungor-ozden/gercekler-1-3814656/
 
https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yekta-gungor-ozden/gercekler-2-2-3829622/
 
https://www.haberler.com/ataturk-u-vefatindan-15-sene-sonra-goren-yekta-11418630-haberi/
 
abc Özden, Yekta Güngör (2015) Sömürü. İstanbul: İleri
YayınlarıISBN 9.786.055.452.940.
 
"Defin görevlisi o anları anlattı". 10 Kasım 2013. 7 Ağustos 2016 tarihinde
kaynağından Arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2015.
 
Kurdaş, Kemal. ODTÜ Yıllarım - "Bir Hizmetin Hikayesi". 3. baskı. Ankara: ODTÜ
Yayınları, 2012. s. 271.
 
Salay, Yalçın. "'Kapatma'ya yabancı değiliz". Aksiyon. 26 Ocak 2016
tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2015.
 
"Resmi Gazete'de yayınlanan Refah Partisi Kapatma Kararı" (PDF). 22 Şubat 1998. s. 31. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından Arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 6 Ağustos 2015.
 
"Sözcü Gazetesi Yazarları". 25 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından Arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Şubat 2015
 
 
 

Bu yazı 648defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum