Onur Çimen

Onur Çimen


TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NIN KAZANILMASININ KONJONKTUREL GERÇEĞİ

17 Mayıs 2020 - 19:21

Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıcının 101. yılına geldiğimiz şu günlerde dönemi bir kez daha farklı bir gözle tekrar değerlendirmemizde fayda var diye düşünüyorum. Kurtuluş Savaşı ile başlayıp Cumhuriyet idare şeklinde tamamlanan Türk hareketinin başarılı olmasında var olan dünya gerçekleri de yok değil.. Şimdi döneme şöyle bir bakalım.. Fransız İhtilali’yle başlayan süreçte ulus kavramı netleşmiş ve nitekim Osmanlı ve diğer devletlerdeki uluslar kademeli olarak bağımsızlık savaşı vermeye başlamışlar. Bu durum bizim de Osmanlı’dan çok Türk kavramının gelişmesini güçlendirmiştir.  Fransız devrimiyle birlikte ateşlenen yeni fikir akımları Türk aydınlarını beslemiş böylelikle Osmanlı Devleti’nde demokrasiye geçiş hareketleri başlamıştır. Padişah iradesini yok sayamayan bu çabalar başlangıçta cılız gözükse de Kurtuluş Savaşı’nı başlatan nesil için önemli bir tecrübe olmuş, böylelikle yeni Türk Devrimi’nin meşalesini Anadolu’ya ayak basmalarıyla birlikte yakmışlardır ya da Tanzimat, Islahat döneminde açılan okullarda okuyan bu yeni nesil Anadolu kadar dünya gerçeğine de hakim olmaya başlamışlardır diyebiliriz. 
Zaten daha Dünya Savaşı’nın başında devrim hareketleri olmuyor değil miydi? Rus Devrimi ile Çarlık Rusya çökmüştü ve antiemperyal yeni bir Rus Devleti oluşmuştu. Yine bu dönemde Kafkas halkları da bağımsızlıklarını ilan etmiş ve savaş müttefikimiz Almanya’da da cumhuriyet ilan edilmişti.  Mustafa Kemal bu gerçekleri görüyordu ve değişen dünya düzeninde Türklerin de yeni bir devletle var olacağına inancı tamdı. Ankara hükümeti bu yüzden gerek Kafkas Halklarıyla gerek de yeni kurulan Rus devletiyle antiemperyal temada işbirliği yapmasını bildi.
Bunun dışında tarih tekerrürden ibaretti ve Türk milleti savaşçı bir milletti. Her ne kadar bütün silahları terhis edilmiş bir Osmanlı ordusu kalsa da  bölgesel kuvvetler düşmanın canını yakmaya yetiyordu. Bunun da Türklerin geçmişten gelen göçebe kültür ve akıncı geleneğinin getirdiği bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim Güneydoğu Anadolu bölgemizi işgal eden Fransızlar milis kuvvetlerimize yenilerek ülkemizden çekilmişlerdir. Önemli olan bunların düzenli bir şekilde toplanıp tek bir ordu haline getirilmesiydi ve Ankara hükümeti de bunu yaptı. Bununla ilgili, Balkan Savaşları ve Dünya Savaşı da bu yeni subaylar için önemli birer hazırlıktı diyebiliriz.
Bir diğer tema da İtilaf Devletlerinin arasında olan anlaşmazlığıydı. Başlangıçta İtalyanlara söz verilen Ege bölgesi daha sonra İngilizlerin işine gelmemiş orada daha zayıf bir devlet görmek istediklerinden Yunanlılara çıkarma yapmışlardı. Bunu gören İtalyanlar her ne kadar Batı Akdeniz’i işgal etse de Türkler için büyük sorun teşkil etmemişler hatta dönem dönem Kuvayi Milliye’ye de destek olarak kademeli bir  şekilde Anadolu’dan çekilmişlerdir. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları  sadece Kurtuluş Savaşı’nda değil Lozan Barış Antlaşması’na  giden süreçte de bu ihtilaftan yararlanmayı bilmişti.
Son olarak Türkiye yüzölçümü olarak büyük bir ülkeydi. İşgalci kuvvetler ne kadar uzun süre bu topraklarda durursa o kadar ekonomik batağa gireceklerini biliyorlardı ve hem Yunanistan hem de İngiltere savaşın sonuna doğru ekonomik olarak darboğaza girmeye başlamıştı. Onun içindir ki Yunanistan para basmak yerine kendi parasını ikiye yırtarak birini tahvil yapmış birini de savaş için harcamıştır. İngiltere ise savaş bütçesinin çoğunu Yunanlılar için harcamış, Yunanlıların yenildiğini gördükten sonra yeni bir savaşı göze alacak bütçe oluşturamadığından ve moral anlamında yenileceğini de bildiğinden İşgal merkezi İstanbul ve çevresini Türklere savaşsız teslim etmiştir.
Bütün bu dinamikleri tek tek saydıktan sonra sadece savaşarak değil dünyada gerçekleşen diplomatik, siyasi ve iktisadi durumların Türk Milletinin Kurtuluş Mücadelesine katkısı olduğunu inkar edemeyiz  ama bu durumu kendi lehimize kullanabilen dehayı ve yol arkadaşlarını unutmamak şartıyla.
Ruhları şad olsun!!
NE  MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!!
 

Bu yazı 778 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum