Onur Çimen

Onur Çimen


Troçki'yi, Atatürk neden kabul etti ? Stalin neden Türkiye'ye gönderdi?

27 Eylül 2020 - 23:18

Troçki , Ukraynalı Yahudi bir ailenin oğludur.Lenin’in yol arkadaşlarından olup Sovyet
Devrimi’nin hazırlayıcılarından ve Rus Kızıl ordusunun kurucusudur. Türk Kurtuluş Savaşı’nın
desteklenmesinde başı çeken isimlerdendir. Bu yüzden Troçki’nin Türkiye’ye gelme
durumunu irdelemeden önce dönemin konjonktörünü ele almak gerekir. Birlikte Osmanlı
İmparatorluğu ve Çarlık Rusya’nın son dönemlerine geri gidelim. Osmanlı’da Fransız
ihtilalinden etkilenen Jonturkler ve daha sonrasında İttihat Terakki Partisi hareketi olurken;
Çarlık Rusya’sında Marks düşünce sisteminden etkilenen grup belirmiş sonrasında Çarlık
Rusya’sını deviren döneminin antiemperyalist Bolşevik hareketi organize etmişlerdir. Bu iki
hareketin oluşum ve örgütlenme merkezi benzer zamanlarda Avrupa olsa da ayrıştıkları
nokta Osmanlı aydınları mevcut durumda yenilik ararken, Ruslar sistemi kökten değiştirme
fikirlerini tartışmıştır. Liderlik hareketinde Lenin ve Troçki başlangıçta çekişse de dünya
görüşleri ve bakış açıları zaman içinde paralellik göstermesi sebebiyle Lenin ve Troçki
branşlaşmaya gitmiş idari lider Lenin olurken, askeri lider ise Troçki olmuştur. Troçki ve Lenin
Batı Avrupa’da faaliyet gösterirken, Stalin Kafkasya’da mücadeleye katılmış devrimden sonra
polit büro üyesi olmuştur. Rusya tarafında bunlar yaşanırken Osmanlı tarafında artan
demokrasi hareketleri bazı değerleri değiştirmeyi başardıysa da devletin çöküşüne engel
olamamış; İttihat ve Terakki Partisi’nin Osmanlı yönetimine el koymasıyla çöküş hızlanmış
Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti dağılmıştır. Çarlık Rusya’sına gelince son çarın
basiretsiz yönetimi, askeri ve idari tecrübesinin yeterince olmaması ,ailesinin yönetime çok
fazla karışması sebebiyle saygınlığını kaybetmeye başlamış güçlü gördüğü İngiltere’nin
yanında savaşa girip itibarını tazelemeyi hedeflemiştir. Zaten ekonomik yönden iyice bunalan
bir halk savaş kararına tepki göstermeye başlamış bu da Sovyet Devrimi’nin alt yapısını
oluşturmuştur.
Sovyet Devrimi’nin olmasıyla birlikte antiemperyalist Sovyet Rusya’sı savaştan
çekilmiş, yeni oluşacak dünya düzeninde kendini yeniden konumlandırma arayışına gitmiştir.
Sovyet Devrimi’nden sonra Türkiye’de de emperyal savaşı red eden , savaşı sadece kendi
ülkesini korumak için gören ulus devlet yaratmak isteyen yeni bir anlayış Mustafa Kemal’in
önderliğinde etkisini göstermeye başlamıştır. İşte bu noktada Sovyet Rusya ve Türkiye’nin
kaderi kesişme yoluna girmiştir. İnebolu hattından gönderilen silahlar Türk Kurtuluş
Savaşı’nın kazanılmasına katkısı olmuştur. İşte tam bu noktada Troçki’ye Türkofil denmiş;
Kızılordu’nun başkomutanı sıfatıyla Türk Kurtuluş mücadelesine övgüler yağdırıp askeri
desteğin artarak devam edeceğinin sinyalini vermiştir. Sonunda Sovyet Rusya ile birlikte
Türkiye de antiemperyalist bir ülke olarak tarih sahnesinde yerini almıştır.
Yeni Rusya’da Lenin askeri idareyi Troçki ile sağlarken ki Troçki aynı zamanda ikinci
adamdır; Stalin ile Politbüro ve parti işlerini düzenliyor bir nevi Stalin’in kendine yardımcı
olmasını sağlıyordu. Bu sebepten Stalin , Komunist Parti seçimlerinde Genel Sekreter olarak
seçiliyor; Troçki bunu önemsemiyordu bile .Gelen genel sekreterlikle birlikte Stalin’in
tırmanışı başlıyordu. Önemsenmeyen bu mevki Troçki’nin de siyasi yaşamının bitmesine yol
açacaktı. Nihayet Lenin öldü ve başkanlığı, genel sekreterliği sayesinde alan Stalin tasviyeye
başladı. Troçki’yi hemen Alma Ata’ya sürgüne gönderdi fakat artan Troçkist baskıdan dolayı

geri getirmek zorunda kaldı. İşte bu yüzden Troçki’yi ülke dışında bir yere göndermeleri
gerekiyordu. Şayet öldürmeye kalksa antistalinist bir hareket olabilirdi. Orduda Troçkist etki
halen çok fazlaydı. Avrupa’da yeni bir hareket gelişiyor milliyetçi faşist hareketler iktidarları
ele geçiriyordu. Bu yüzden hiçbir Avrupa devleti Troçki’nin muhafazasını kabul etmiyordu.
Zaten yahudi olması o dönemin Avrupası için ayrı bir risk taşımaktaydı.Eğer böyle bir adam
sosyalistleri ve yahudileri birlikte örgütlerse endişesi Avrupa’nın dinamiklerini altüst
edebilirlerdi. Artık tek yol Türkiye kalıyordu. Peki Türkiye kabul edecek miydi? Şartları ne
olacaktı?
Diplomatik temaslar başladı. Sovyet Rusya yalvarıyor, Yeni Türkiye bir sürgün kabul
edemeyeceğini söylüyordu. Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana Sovyetlerle kurulan güçlü bağlar
neticesinde Türkiye, Troçki’yi bir sürgün olarak değil ; bir misafir olarak kabul edeceğini ve
buradaki davranışlarında özgür olacağını söyledi. Öyle ki Türkiye’ye geldiğinde vatandaşlıktan
çıkarılan Troçki’ye vatansızlara verilen pasaportlardan veriyor eğer herhangi bir Avrupa
ülkesine giderse geri dönüş garantisi veriyordu.
Stalin bu serbestiyi istemese de kabul etmek zorunda kaldı. Rusya’da kalması kendisi
için daha tehlikeli olabilirdi. Gerçi Troçki de Türkiye’ye gelmek istememişti. Kültürünü daha
iyi bildiği Avrupa ülkelerinden birine gitmek tercihiydi. Bunu da Türk sınırına geldiğinde
Atatürk’e yazdığı mektupta belirtmiş fakat Türk devletine misafirperverliği konusunda da
teşekkür etmeyi unutmamıştı.
Troçki’nin Türkiye’ye gelmesi Türk devletini riske atmıştır ama Avrupa ve Rusya’ya
karşı da tampon bir güç olmasına katkı sağlamıştır. Troçki Türkiye’de istediği gibi yazılarını
yazmış, makalelerini dağıtmış, kitaplarını yayınlatmış zaman zaman suikast riskleri olsa da
Türkiye’de polis güvenliğinde rahatlıkla yaşamıştır.
Troçki’nin Türkiye’de bu kadar rahat davranması Stalin’e yeni bir endişe vermiştir.
Troçki’nin fikirleri Avrupa ve Amerika’da yayınlanıyor hatta konuşmacı olarak davet alıyordu.
Stalin , Türkiye’nin Troçki’yi kendine karşı bir tehdit olarak kullandığını anlamıştı. Bu yüzden
Rusya’da Troçkistlere baskıyı artırmış ; Türkiye’ye de ajanlar göndermeye başlamıştı.
Durumun farkına varan Türk hükümeti , Rusya’yla yeni antlaşmalar yapmış; Stalin hükümetini
karşısına almadığını göstermiştir. Ne var ki, Türk gazetelerinde Stalin övülmeye başlanmış
Türk-Sovyet işbirliğiyle yapılan işler haber yapılmaya başlamıştı. Atatürk’ün Türkiye’si
diplomatik nezaketi ustaca kullanarak aynı zamanda sürgün gelen misafirinin onurunu
incitmeden hem Rusya’ya hem de Avrupa’ya karşı etkili bir ülke olduğunu göstermiştir fakat
bu sefer de Troçki endişelenmeye başlamıştır. Acaba Türk Hükümeti, Stalin’le bir olup
kendisini öldürebilir mi düşüncesi zihnini bulandırmaya yetmiştir. Kızının Hitler
Almanya’sında ölümü, Büyükada’da kaldığı yerde çıkan yangın gibi durumlar iyice
paranoyasını artırmış; Avrupa’ya gitme yollarını tekrar aramaya başlamıştır. Bu sefer eşinin
rahatsızlığını, Türkiye’de tedavi almasının zorluğunu öne sürerek vize istese de Türkiye
devleti Troçki’nin sorumluluğunu almadığından dolayı vize alamamıştır. Burada da görüyoruz
ki Troçki sanki Türkiye’den örgütlenmesini yapıyor gibi gözükse de Avrupa’ya karşı Troçki’nin
bizimle bir ilgisi yok mesajı verilmiştir. Yavaş yavaş dünyanın yeni bir savaş arefesine gelmeye
başlaması , yeni kurulan Türkiye devletinin savaştan korunma çabaları Troçki’yi bir an önce
gitmeye zorlamış sonra nihayet Fransa’dan aldığı vizeyle Avrupa’ya geçmiş ve Norveç’ten

Meksika’ya geçerek kendisini takip eden bir Stalin ajanı tarafından öldürülmüştür. Bu esnada
başlayan İkinci Dünya Savaşı Avrupa ve Rusya’yı kasıp kavurmuş; Türkiye ise burnu bile
kanamadan savaştan kurtulmuştur.
Belki de bunu biraz da Türkiye Cumhuriyeti’nin Troçki politikasına borçluyuz ne
dersiniz?

Bu yazı 715 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet Sevgili
    4 hafta önce
    Çok değerli bir makale okuduğumu farkettim. Fakr u zarûret içindeki genç cumhuriyetin dış politikadaki onurlu rasyonelitesinin bir örneği adeta. "Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesinin cepheden diplomasisinin ne kadar nasıl ince ve zor bir tezgahta dokunduğunu bir nişanesi. Dıştan kurmalı içten beslemeli Komünizmle mücadele derneklerinin bir marifeti olarak halkın zihnine kazınan komünist ve komünizm algısının çarpıklığını da önyargısız zihinlere bir kez daha hatırlatmış yazar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu isimde bir tek Mustafa adı bir çabası olmadan kendine verilirken diğerleri okulda, cephede, politika ve diplomasi sahnesinde emekle alınmıştır. Bu emeğin içinde dış dünyayı yakından takip edip analiz etmesi ve satrancı iyi oynaması da vardır mutlaka. Troçki de Çarlık ve Sovyet Rusyasının iyi satranççılarındandır! Günümüz Türk diplomasisi ve diplomatlarının geçmişi özletmemesi umuduyla.