Onur Çimen

Onur Çimen


ÖĞRENİR MİSİN ? ÖĞRETİR MİSİN?

22 Kasım 2020 - 22:52


Çocukluğumdan beri , Hz. Ali’nin söylemiş olduğu ‘’Bana bir harf öğretenin kırk yıl
kölesi olurum. ‘’ sözüyle; ‘’Kalem , kılıçtan keskindir.’’ atasözü aklımda kalmıştır. Daha
farklı güzel sözler varsa da ben sadece bunları biliyorum. Bu sebepten her girdiğim yerden bir şey öğrenmeye ve her okuduğum metinden dipnot çıkarmaya çalışırım.

Bir de öğrenmekten ziyade ahlak , karakter, sevgi, saygı ,nezaket gibi soyut ama
toplum nazarında değer gören fakat neye göre ya da kime göre doğru ya da yanlış olarak
belirtemediğimiz kavramlar vardır. Bunları öğrenirsin diyemiyorum ama girdiğin toplum
koşullarına göre kazanırsın ya da o toplum söz konusu değerlerine uygun davranabildiğin
ölçüde de yaşarsın diyorum. Çünkü gösterdiğin nezaket bazen yaşadığın toplumda eziklik
olarak karşılanır; gösterdiğin sevgi ya da saygı yalakalık olarak algılanır; sana göre ahlaki
olan bir şey karşıya çok normal gelmeyebilir ya da senin karakter olarak adlandırdığın kavram bir başkası için itici ya da anlamsız bulunabilir. Bundan dolayı bu değerleri öğretme ya daöğrenme dışında tutup kişiye özgü kavramlar olarak görüyorum.
 
Davranışlarla ya da gözlemlerle öğrendiğimiz değerler yok mudur ? Tabi ki vardır.
Yalnız bu da durumdan vazife çıkarma dediğimiz bilişsel metaforlarla mümkündür. Yani kişi
kendince bir bilinç geliştirirse ,hatadan ders çıkarmak , duruma göre hareket etmek, yaptığı
işte doğru strateji belirlemek gibi donelerle kendini gerçekleştirebilirse
davranışlar,sözler,eylemler elbet kişiye bir şeyler öğretir ve farklı değerler de kazandırır.
Bazen birinden ciddi bir kazık yersin güven hissiyatını öğrenirsin ya da neye ne
şekilde ne kadarıyla güvenebileceğini öğrenirsin. Niyetin kötüyse de sen nasıl kazıklarsın onu öğrenirsin..Bazen karşına aniden ya aşk, ya sevgili, ya arkadaş-ya da bir elmanın ikinci yarısı kadar olan bir dost çıkar birden bakış açın, hayat felsefen değişir ve buna bağlı olarak, bağlığı ve vefayı öğrenirsin.Ama bu duygular yanlış insanlarda vuku bulduğunda kişinin duygusal durumunun yıpranmasına da sebep olabilir. Bütün bu algılar bir yaşam kültürü oluşturmamıza yardımcı olur ve kendimizi de manevi olarak gerçekleştirmemize de katkı sağlar. Hayatın içerisinden süzülüp gelen manevi birikiminiz okuyup çalıştığınız ve teknik olarak öğrendiğiniz değerlerle de birleşince ortaya bir öğretmen olarak çıkmaya başlarsınız. Öğretmenlik sadece ders anlatmak değildir; aynı zamanda bulunduğun ortam ve duruma göre konumlanmayı bildiğini göstermek ve kişinin sana ne diyip ne diyemeceğini hissettirmektir. Değerli hocam Zülfü Livaneli üstadımın ‘’Öğrenmenin diplomayı almakla bitmediğini, insanın son nefesine kadar öğrenmesi gerektiği’’ sözü son derece önemlidir. Bana göre de sadece öğrenen insanlar bir şeyler öğretebilir. Öğrenmeye açık olmayan birine senden bunu öğrendim demek onun maalesef egosunu beslemek dışında bir şey değildir. Ego da kibri ve cehaleti körüklemek dışında başka bir işe yaramaz. Bu sebepten düşünmeye çalışan bir insanın topluma özeleştiri kültürünü de kazandırmaya çalışması gelecek nesiller için büyük anlam taşır. Yine Zülfü Livaneli’nin bahsettiği ‘’Eğer benim kendimi nasıl eleştirdiğimi bilseler, beni eleştirenler eleştirmekten vazgeçerler.’’ sözü son derece anlamlıdır fakat sözün değil sesin yükselmesinin daha değerli olduğu ülkemizde ne kadar karşılık gördüğü tartışılır.

İşte ben bu yüzden bütün bunlara duruş diyorum. Bir şekilde kendi kişiliğini oturtma
süreci, kendi değerlerinle toplumsal değerleri sentezleyip parayla satın alınamayan yegane
şey duruştur. Kazandığımız ya da kazandırdığımız duruşumuzun yaşam şekliyle çevreye
yaydığı enerjinin uyumluluğu, eylemleri kadar söylemlerinin ;söylemleri kadar eylemlerinin
tutarlı olması kişiyi sevmekten çok saygı duymayı mümkün kılar. Kişiyi sevmeniz ya da
başkalarının sizi sevmesi önemli değildir ama karşılıklı saygı duyulması önemlidir. Birisi size
baktığında ya da siz birine baktığınızda bunu hissedin yeter. Bir şey olmayıp küçük dağları
ben yarattım ya da kraldan çok kralcılığı oynamanın bir anlamı yok. Onun yerine belki küçük bir hayatınız olan ama onun içine çok şey sığdırdığınız bir dünyanınız olması belki sizin için daha iyi olabilir. Tabi başarılı biri olup karşıya aptal gibi gözükelim demek istemiyorum ama sıradanlığın sıradışılığı da burada başlıyor. Yani hayata kattığınız değerlerin duruşunuzu oluşturmasına izin vermeli insan. Tabi ki bazen en yakınlarınız bile uzaktan hiçbir şeyle ilgisi olmayan biri gibi gözüktüğünüzü söyleyecek ama tanıdıkça ve paylaşımlarınız arttıkça karşılıklı sevgi ve saygınız da gelişecek. Kendi yaşamınıza da maddi ve manevi bir şeyler kattıkça da paylaşımlarınız daha değerli hale gelecektir.
Bu yüzden benim de en özel arkadaşlarım karşıdan göründüğünde pek bir şey gibi
durmayan kendi halinde belki hasta, belki sakat, belki okulunu bitirememiş, hayatta olmak
istediği yerde olamamış ya da sürekli patinaj çekse de bazen patinaj çekeceğini bile bile o
çukurda mücadelesini sürdürmeye çalışan ama normal yaşamın içinde görmediğim
tecrübelere sahip olan insanlar oldular. Çünkü kendi değer yargıları o kadar günümüz dünyası dışında ve aykırıydı ki belki günümüz kapital sistemi onları ötekileştirmişti. Yani benim için yerine göre parası olmayan ama parası olandan daha zengin insanlardı diyebilirim. Hani o felsefe, sosyoloji, psikoloji kitaplarında anlatılan belki ama kavram kargaşalarına neden olan hayat şekilleri var ya hepsi farklı bir gezegen şeklinde bu insanların içindeydi. Kendim bir astronot gibi bu insanları keşfederken kendi duruşumu doğal bir şekilde oturtmamda bu insanların önemli katkısı olduğunu söyleyebilirim. Aslında farketmeden derlediğimiz bu düşünce motifleri kendi özgünlüğümüzü kazanmamıza yardımcı olan en güzel öğrenme ve öğretme sohbetleridir. Doğal ,başına kakmadan hayat enerjisi veren ,çaba göstererek ,hedefe ulaşmak için doğru stratejileri kazandıran hep bu sohbetler…Bu insanlar günümüz dünyasına aykırıdır belki ama artık baskısını bulamadığınız, sahaflarda aramak zorunda kaldığınız kitaplar gibi de yaşam enerjinizdir . İnanıyorum ki, Hayat bize ulaşmak ,tanışmak ve tartışmak istediğimiz oranda bu insanları karşımıza çıkarır. Yeter ki kırmayalım, üzmeyelim, sadece olunca değil olmayınca da önümüze çıkan öğretmenlerimizin değerini bilelim.Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’ Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmenizi bekler .’’ sözüyle bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

Bu yazı 799 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Simge cingöz
    2 hafta önce
    İnsan her yaşta her zaman öğrenmeye açık olmalı yoksa olduğu yerde Sayar güzel paylaşım olmuş
  • Ruhi Öktem
    1 ay önce
    Ögrenir misin? öğretir misin? bu ikisinden biri olmalı insan. Hiç degilse bunlara saygı duymalı... Öğretmeni 1000 dilli yapan öğrenci deki öğrenme isteğidir der Mevlana... Öğrenmeye aç olmak güzel bir erdem . Bunu vurgulamışsınız, öğretmen de öğretmeye aç olmalı. Yumurta tavuk hikayesi :) Doyurucu ve içten yazınız için tebrik ederim sizi.