Necati Alodalı

Necati Alodalı


DİLİN KEMİĞİ

16 Ocak 2021 - 13:34

DİLİN KEMİĞİ

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar milyonların çeşitli lehçe, şive ve ağızlarla konuştuğu
dilimiz, Anadolu’da yörelere göre söyleyiş farklılıkları göstererek günümüze kadar canlılığını
sürdürmüştür. Özellikle coğrafi yörelere, bölgenin dağlık-ovalık oluşuna; halkının tarım, sanayi ve ticaretle uğraşması gibi durumlar sebebiyle kelimelerin aldığı şekiller ve tanımlama ifadeleri değişimlere uğramaktadır. Bu yazımızda dilimizin Anadolu’daki dokuz yüz yıllık sergüzeştini ele alıp incelemek yerinde olacaktı. Ancak yöresel bir bölgenin ağzıyla kullanılan Türkçeyi ele almayı daha uygun gördüm.

İç Anadolu Bölgesinde iki yüz yıldan fazla hüküm süren Karamanoğulları beyliğinin kuruluş
başkenti olan Ermenek yöresi sadece dışarı göç verip dışardan göç almadığından dil itibariyle fazla değişime uğramadan bu günlere ulaşmıştır. Gerek konuşma şekilleri, gerekse kullanılan kelimeler bu yöreye has özgün bir dil hüviyetindedir. Ancak son 30-40 yıldır yaygın olarak izlenen TV yayınları ve internet kullanımı sonunda konuşulan mahalli dili büyük değişime uğratmış, yörenin konuşma biçiminde medya lisanına doğru dönüşüm yaşanmıştır.
Geçmişe duyulan özlem ya da hasret ifadesi olarak 50-60 sene öncesinin Ermenek ağzıyla
yapıldığı varsayılan konuşmadan bir bölüm sunalım:
… …
-Memet! Oğlum eşşeği çıkart da örtme ağzındakı ters çuvallarını yükleyip bağa götürecez. Hayatın üstündeki sufanın eliböğründesinde takılı gorayı almayı unutman ha! Çükür ile iskelti de alın. Monan tembih ettiydi, çelenginin ucundakı pardı düştü düşecek, ona da yarın bi el atın. -Alii, sen de güğüm ile helkeyi çeşmeden dolduruver, anan ekmek atacakmış, bağa getmeden aban hamırı yoğursun, ileğen ile senit musandırada durur, eyisıranıyla bişirgeç de ocağın ırafında, sitilin içinde uvra var onu unutmasın ha... Ben de ocağı hazır ediyin, saçayağının yanındaki eğsilerin üstüne bi kucak odun alagelin, boban delallardan yeni kesti geldiydi. Kirtikli sahanın içinde böreklik keş vardı, içine iki de eğrim doğransın…

-Boba! Çorbayı için de öyle inin aşşaya, sumadı serdim, sinialtını da koydum, suludiri de hazır zaten. Ağşama da kemikli ak ülübü vurdum mantıza…
-Bu sumadın yanı neye dilinmiş böyle! Kız, sende örüde dikilip durma, otur haydi!
-Çocuk sındıyla oynarken etmiştir hazahır…
-Alii, sudan gelince kümesi açıver de tavıklar feriklerle bülüçleri yaysınlar bari…
-Nöğürün Memet, eşşek mi yüklen?
-Hı Hasan emmi eşşek yüklerin.
-Yan ipini kocacıktan çat da çuvallar ağdırmasın, kolanla kuskun az gevşek durur bi de onlara bak.

-Sağ ol Hasan emmi. Alii, gadaş samannığın duvarında bıçkıyıla kolasar var, onnarı da al da karağaç
kütüğünü parçalarız.
……
-Ali, gediğin kabsesini eyice aç da eşşek takılmadan geçsin. Sayvandın önünden götürelim.
Barananın önündeki evleklerin önüne tersi yıkalım. Çuvalın birini akyemiş ile çıbığın ortasına
ötekini de evleklerin ayakucuna dökelim. Binardan suyu çevirip fidileri sulayalım, tersi de atarız.
-Olur, ağa ben binardan gelirken biladanın önündeki arıktan kazayağı topluyum böreği eyi yenir.
-Eyi dedin kadaş, harpıştadan çıbık teveği de toplayalım. Uçları ellik gibi dilik olmasın aman. Aban
eyi sarma yapar. Ha, bi de dutun vaktı geçmeden çık ta bi ığşala, ağşam batırıktan sonra çocuklar
yer, çıkarken omzuma basıp çıkarsın, inerken de zıyar inersin. Allovv şu alt daldakınlar eyi olmuş,
onu eyi salla! Koca cevizin altını da bi dolaş, dalda kalıp düşen gıli filan bulursun. Belki teyinlerin
sakladığı gömüler de çıkar.
…… Ertesi gün
Evin babası sedirde minderin üstüne oturup çay içerken pencereden dışarıyı seyrediyordu. Dünün
yorgunluğunu atmaya çalışırken elini çenesine dayadı, yokuşun başından aşağıya Göğlemezlerin
evine doğru bakıp bir ah çekti, daldı gitti… Havluiçi’nden kimler geldi, kimler geçti, dedi. 60-70
sene bir film şeridi gibi gözünün önünden hepsinin hayalleri geçti… Çilingirlerden Mebus Abdi
Efendi, Ahmet Efendi, Parlak Hüseyin Emmi, Bakafendilerin Hüsamettin Efendi, Doktur Osman,
Kalan Ahmet , Bakımcı Yavuzer Durmuş, Zeybek Hasan, Sıhhiye Yörük Mehmet Ali, Mannak Hasan,
Gök Hüseyin, Bakımcı Kamil, Hüsnü Atıcı, Süleyman Yaka, Etçi Ahmet, Postacı Rifat Efendi,
Fazlıoğlu Ali Emmi, Fazlı Abdurrahman, Tahirlerin Mustafa Emmi, Ormancı Hüsnü Nevruz, Hacı
Yaka, Etçi Abdullah, Mehmet Nevruz, Sucu Hacı Hıdır, Mollaların Süleyman Efendi, Ali Niyaziler,
Marangoz Zülüflü Ahmet Usta…
Say say bitmez, giden dönmez vesselam. Hepsini rahmetle anıyoruz. Ruhlarına Fatihalar…
… …
Şimdilerde çoğu kullanılmayan ve muhtemelen yeni neslin bilmediği bu kelimelerin karşılıkları konuşmada geçiş sırasıyla aşağıda gösterilmiştir:
Gora : Anahtar
Örtme : İki yanı duvar üstü dam sokak girişi
Ters : Hayvan gübresi
Hayat : Avlu
Sufa : Ahşap balkon
Çelengi : Evlerin dam saçakları
Pardı : Damlarda toprağın altına döşenen kalın tahta
Eliböğründe:Sufa ve sundurmaların altına çaprazlama
vurulan dikme
Mona : Babaanne
Ana : Anne
Aba : Abla
Ağa : Abi
Emmi : Amca
Güğüm : Ayaksız bakır testi
Helke :Yuvarlak bakır su kovası
Sitil :Genelde yoğurt için kullanılan küçük bakraç
Uvra :Unun eledikten sora kalan, hamurun iyi açılma-
sına ve yapışmamasına yarayan kepekli kısmı
Sumat :Sofra örtüsü
Sinialtı :Genelde ahşaptan açılır-kapanır/sabit üzerine
Tepsi-sini konulan yükselti aleti
Suludiri :Bulgur-düğürcükten yapılan kemik sulu çorba
Ak ülübü : Beyaz Fasülye
Mantız : Gaz tenekesinin içi sıvanarak yapılan, iki katlı,
yanmış kömürle yemek pişirilen seyyar ocak
Dilinmiş :Kesilmiş
Örüde : Ayakta durmak
Sındı : Makas
İskelt : Küçük kazma-çapa
Çükür : Kazma

Eğrim : Domates
Saçayağı :Yer ocaklarında üzerine tencere
Eğsi : Ucu yanık odun
Kirtikli sahın : Kenarı süslü kesilmiş bakır tabak
Bülüç : Piliç
Ferik : Piliç/tavuk arası dönem
Kolan : Semeri alttan sabitleyen enli kayış
Kuskun : Semeri arkadan sabitleyen kayış
Yanipi : Semere yüklenen çuval-odun-yükü sabitleyen ve
önden çatan sağlı-sollu uzun halatlar
Kocacık :Semerin yan ağaçlarının oluşturduğu çengeller
Gadaş : Kardeş
Bıçkı : Testere
Kolasar : İki ucunda sapı olan ve iki kişiyle kullanılan
büyük testere
Gedik : Bağ-bahçe girişi
Kabse : Gediklerde kullanılan eğreti ahşap kapı
Sayvant : Eskiden ahşap çatılı iki katlı bağ-bahçe evi
Evlek :İçine sebze fidesi ekilen büyük ark
Barana : Asma bağlanan büyük kuru dallı ağaç
Çıbık : Asma
Fidi : Domates-biber-patlıcan vb. sebze fidesi
Binar : Pınar
Akyemiş : Beyaz incir
Arık : Su arkı
Kazayağı : Arıklarda kendiliğinden yetişen börek yapılan
hoş kokulu bitki
Biladan : Çınar Ağacı
Zıyınmak : Kayarak inmek
Iğşalamak : Sallamak
Harpuşta : Asmalar için yapılan çardak

Hazahır : Herhalde
İleğen :Leğen
Bişirgeç : Şebit-yufka ekmeği çevirme şişi
Eyisıranı : Hamur kesme-sıyırma aleti
Senit : Ahşap 20-30cm ayaklı ekmek yapma sehpası
Musandıra: Genelde mutfaklarda dolap üstü/tavan
arasında az kullanılan eşya konulan boşluk

Çıbık teveği: Asma yaprağı
Allovv : Abartı-çokluk-büyüklük ifadesi
Ellik : Eldiven
Gıli-gömü :Yeşil kabuğu olmayan veya topraktan çıkan ceviz
Teyin : Sincap

Bu yazı 680 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nurcan Bilgin Büyükkafalı
    1 ay önce
    "Batırma" Batırmadır kadınların alayı. Bulgur küpü yeni buldu belayı. Et yoğuğusa !kendir ceviz golayı . Yandı canım batırmanın elinden. Nerelere gidem şu gurbetin elinden...? Ermeneğimiz Yazılı ve sözlü zengin kültürüyle başlı başına bir külttür hazinesidir.....