Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

SİLİFKE'DEN ASKERİ GÜÇ GELİYOR!

07 Ocak 2020 - 13:05

SİLİFKE’DEN ASKERİ GÜÇ GELİYOR!
Kurtuluş Savaşında Ermenek’te Yaşananlar
6. bölüm
Ermenek’te 30 kadar jandarma kuvveti ve silahları bulunup kazada başka bir kuvvet olmadığı
biliniyordu.
Karamandan firar eden asi reislerinin Aladağ ve Hadim taraflarında bulundukları ve daha
önce Başdere tarafındaki eşkıyaların niyetlerinin bozuk oluşu anlaşıldığı için Ermenek’e
beraber bir saldırı olması ihtimaline karşı Konya’dan tekrar tekrar kuvvet ve silah talep
edilmiş ve ediliyordu.
Ancak Konya ve bağlı yerlerin başındaki büyük isyan belası nedeniyle bir cevap
alınamayacağı anlaşılınca Silifke mutasarrıflığına kuvvet ve silah gönderilmesi talebi iletilildi.
Silifke’ye yapılan bu talep tekrarlandı. Mut’ta bulunan İçel milletvekili Ali, Karaman
milletvekili Arif Efendilere Ermenek milletvekili Hulusi Efendi telgrafla buranın durumunu
şöyle anlattı;
Ermenek’te kuvvet bulunmadığı takdirde asilerin hücumuyla hakaretlere maruz kalınacağı
gibi İçel’in kilidi mesabesinde bulunan Ermenek asilerin eline geçerse diğer kazaların işgali
muhakkak olacağından milletvekili efendilerin de Silifke mutasarrıfına müracaat etmelerini,
Silifke’den yeteri kadar silahlı güç gönderilmesini temin etmeleri rica olunur.
Silifke’den Mutasarrıf Bey’in kuvvetiyle Mut’a hareket ettiğine dair telgraf alınır, bu sırada
Başdereli Aslan İsmail oğlu Mehmet Halimiye’ye / Tepebaşı gelerek Ermenek eşrafına
hitaben bir mektup gönderir ki içeriği şöyledir:
Daha önce Gargaraya gelip geri dönen Hadim çete reislerinin ve efelerinin niyetleri bozuktu,
ben Ermenek’i bu serserilerden korumak için geleceğim, Hadim efelerine Ermenek’ten iki üç
bin lira verilince geri dönecekleri düşüncesindeyim. Ermenek’ten on kadar jandarmayla
silahlarıyla üç bin fişek gönderilmesini istiyorum.
Başdereli eşkıyanın bu sözlerinde bazen tehdit işareti anlaşılmakla beraber kendisinin
Ermenek’e götürülüp eski yaptığı kusurların bağışlanmasını ima ettiği yolunda anlaşılmaması
aksine bu mektubun bir kandırmaca olduğu, hem Hadimden gelenlerin hem de Başdereden
katılanların düşüncelerinin bozukluğu teyit edildi. Bu arada nahiye ileri gelenlerinin de
bunları teşvik ettiği kanaati hasıl oldu.
14 Teşrin-i evvel (Ekim 1920) Nahiyeden Paşa Beyzade Galip Bey tarafından bir mektup
geldi. Mektupta Dindebol köyünde tedarikte bulunuyorlar, Aladağ ve Hadim tarafından
gelenlerin orada toplanacağı anlaşılıyor, diye haber verilmesi üzerine gelecek asi çete
başlarına ve Başdereli eşkıyalarla Nevahinin Nahiye ileri gelenlerinden Dindebol’daki bu
toplantıya katılacak olanlara gereken nasihatler edilmek üzere Ermenek’ten birkaç zatın
nahiyeye gönderilmesi gündeme getirildi.

Nasihat Heyet Hoca Efendiler
15 Ekim Cuma günü müderris Molla Durmuş Zade İbrahim, Hacı Metin Ağa Zade Ahmet,
Cenger Zade Rıza ve Hacı Abit Ağa Zade Feyzi Efendilerin gönderilmeleri münasip görülmüş
yanlarına Haranı Hacı Hüseyin oğlu Ahmet Efendiyi de alarak yola çıktılar. Gittikleri
yerlerden bilgi vermek ve mektup göndermek üzere iki kişi de gözcü olarak beraberlerinde
gitti.
Nasihat Heyeti Gargara köyüne varıp buradan da muhtar Rıza Efendiyi alarak ileriye hareket
ettikleri ondan sonra bir malumat veren haber beklentisi içinde olunuyorsa da hiçbir taraftan
haber alınamadı. Nahiye köylerindeki ahalinin bazılarının fikirlerinin bozukluğundan dolayı
Ermenek’e haber vermiyorlar ve vermeyecekleri de anlaşılınca Silifke’den hareket eden
Mutasarrıf Bey beraberindeki kuvveti Muta geldikleri haber alınınca hemen yetişmeleri isteği
kendisine ulaştırıldı.
16 Ekim 1920 cumartesi günü Mutasarrıf Bey’in beraberindeki kuvveti ile Muttan hareket
ettikleri telgrafı alındı.
(DEVAMI VAR)
Kaynak: Remzi ve Mehmet Tüzün’ün babaları Ermenekli Hüseyin Ağanın (Tüzün) tuttuğu
notlar.
Belgeler: Osmanlıca olarak Dr. Alaeddin Atalık’ın babası merhum Vacit Atalık
Sadeleştiren: ا ب ج ile ABC arasında köprü, Arşiv uzmanı – Gazeteci - Yazar: Mükremin
Kızılca

Bu yazı 394defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum