Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

KORONA KORKUSU VE YANLIŞLARIMIZ

25 Mart 2020 - 13:47


Belalar, depremler, afetler, musibetler, salgınlar tarih boyunca hep bir toplumsal suç neticesi
olduğu mülahaza edilmiş ve edilmektedir.
Ancak burada duralım ve bilelim ki bir gerçek daha var: Allah cc ümmet-i Muhammedi (sav)
bu tür belalarla sınamayacağını ve cezalandırmayacağını peygamberine (sav) taahhüt etmiştir.
Bak değerli kardeşim, takdire imanımız tamdır ve buna inanmayanın imanı yok hükmündedir:
“De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim
yardımcımızdır. Öyleyse müminler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe 51)
“Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile (ecel gelince)
ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük
gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu
topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa 78)
“De ki: "Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve
görüneni bilene döndürüleceksiniz. O size (bütün) yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma 8)
Kaderin ne olduğunu bu ayetler anlatmaya yeter. Ama bunu sui istimal ederek “tedbirsiz
olmak haramdır. Mesela bir Müslüman kaderde varsa olur, diyerek kırmızı ışıkta geçerse ve
ölür, öldürürse katil ve canidir.
Bizler kadere ve ezeli mukadderata şüphesiz iman ederiz ama onların ne olduğunu
bilmediğimizden dolayı hayatı, Allah’ın en büyük emaneti olan mevcudiyetimizi korumak
için en ince ayrıntısına kadar tedbirlerimizi de almamız ilahi bir emirdir.
Ancak burada duralım ve bilelim ki bir gerçek daha var: Allah cc ümmet-i Muhammedi (sav)
bu tür belalarla sınamayacağını ve cezalandırmayacağını peygamberine taahhüt etmiştir. İşte
kanıtları:
“Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere
uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve
temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve
zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona
indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Araf 157)
Bu ayette söz edilen ağır yükler Ad, Semud, Lut ve benzer kavimlere verilen dünyevi toplu
kırımlar ve cezalardır. Kur’an kıssalarında örnekleri verilen “taş yağması, zelzele, altını
üstüne getirme, denizde topluca boğma, öldürücü kasırga, yok edici gürültü, gibi ilahi cezalar
bu ayette geçtiği gibi ümmet-i Muhammed’den (sav) kaldırılmıştır.
Bunun diğer bir kanıtı da İsra gecesi yüce peygamberimize ve ümmetine hediye edilen Bakara
suresinin son ayetidir:
“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik
kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak

bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük
yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi
bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
(Bakara 286)
Bakara suresinin Amenerrasülü olarak da meşhur bu son ayetinde, daha önceki ümmetlere
yüklenen ağır ve çekilmez külfetlerin verilmemesi için Allah’a dua etmemiz emrediliyor.
Bir de öyle gaflet dolu bir inancımız da var ki bir günahkarın başına bir bela gelse sıkılmadan,
“belliydi, ben demiştim, hakketmişti …” gibi benzer sözler sarf edilerek büyük bir hamakata
imza atılmaktadır.
Behey gafil kardeşim!
Büyük Türk milletinin sevdiği Adnan Menderes, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref
Bitlis, Esat Coşan Hoca Efendi ve benzeri nice zatlar feci belalarla ölmedi mi?
Karaman Bey, Karamanoğlu Mehmet Bey, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Genç
Osman, Sultan Abdülaziz ve daha nice dehalar genç yaşta zehirlenerek veya suikastlarla
öldürülmedi mi? Hatta yüce peygamberimizin ölümünün bile Hayber’deki Yahudi kadının
ikram ettiği kuzu etinden tevellüt ettiği bile söylenmiyor mu?
Sen Allah’ın gücüne ortak mısın ki kazaları, depremleri, ölümleri, belaları, virüsleri, salgınları
bile batıl yorumlara tabi tutuyorsun?
Aklını başına al ve bir daha Allahtan gelen veya gelecek hayır ve şerre “şamar” lafı etme olur
mu?
Evrende her şey Allah’ın takdiriyle ve tabiat da denen Sünnetullaha uygun olarak cereyan
eder:
“(Bu şirk ehlinin davranışları da) yeryüzünde bir kibirlenme ve bir suikast düzenidir.
Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer. O halde öncekilerin kanununda
olduğu gibi bela mı bekliyorlar? Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın.
Sen Allah’ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.(Fatır 43)
Yok, eğer bu ayette geçtiği gibi illa da ben günahımın cezasını dünyada çekmek istiyorum
diyorsan onu kendin için iste!

Bu yazı 243defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum