Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

KARAMANOĞULLARINA YAPILAN SON SALDIRI

08 Nisan 2020 - 22:19


Karamanoğullarına yapılan saldırılara bir yenisi daha eklendi.
Şimdi de bir klavye kahramanı, üstelik cumhurbaşkanımıza danışman olduğu söylenen birisi
kendi atalarına hakaret etti.
Saldırı şekli her devirde aynıdır. Bu saldırı ve hakaret “Karaman’ın Koyunu Sonra Çıkar
Oyunu” lafıyla da ifade edilen ve yanlış anlaşılan bir sözle revaçtadır. Bu sözü Karamanlı
olmayanlar, koyun gibi uysal ama içi hıyanet dolu, manasına anlayarak büyük bir hataya imza
atarlar genelde. Ancak bu cümlenin manası bu değildir. Peki nedir? İşte cevabımız:
Karaman beyleri Selçuklunun acziyeti karşısında Moğol istilalarına karşı Anadolu’yu
korumak için canla başla çalıştılar. Bir tanesi bile rahat yatağında ölmüş değildir. Sürü sürü
Anadolu topraklarına dalan Moğolları maddi güç ve asker zoruyla alt etmek son derece zordu.
Bu nedenle Karamanoğlu beyleri geceleri on binlerce koyunun başına mumlar yakarak Moğol
ordugâhlarına yakın sürdüler. Bunları asker sanan Moğollar çareyi ya uzaklaşmakta ya da
anlaşmada buldular. İşte oyunu sonra çıkan koyun budur.
Ayrıca Nure Sofi atamızın Ermenek fethi de böyle bir oyun ve hileyle gerçekleşmiştir: Zeyve
pazarına giden kale erkânını pazarda kırdıktan sonra kıyafetlerini giyerek kaleye girip elde
etmişlerdir.
Karamanoğullarına son saldırıyı Cumhurbaşkanlığı’nda İnternet Yayını ve Halkla İlişkiler
Müdürü M. Mücahit Küçükyılmaz, bildik kelimelerle gerçekleştirdi.
Kendi adıyla olan sitesindeki alakalı makalesini okudum. Yüz yıllardır tekrarlanan laflar,
esefle kınıyor ve derhal özür dilemeye çağırıyorum.
Bu saldırılardan kimsenin de kılı kıpırdamamaktadır. Bundan ancak biz Karamanoğulları
evladı olan Karamanlılar alınır ve üzülürüz zira onlar bizim atalarımızdır. O atalarımız
zamanlarında Anadolu’yu işgal eden ve herkesi haraca bağlamak isteyen Moğol belasına karşı
mücadele ettiler. Osmanlılar ise gözünü batıya çevirmişti ve arkalarının emniyeti için
Karamanoğullarıyla hoş geçinmek arzusundaydılar.
Ancak Karamanoğulları hilafeti himayelerinde bulunduran Mısırda kurulu yine bir Türk
İmparatorluğu olan Mumluklulara bağlıydı. Bu nedenle iki büyük Türk İmparatorluğu
arasında kaldılar ve biat usulü gereği halifenin bulunduğu Memlukluları desteklemek
zorundaydılar. Malumunuz 1258 yılında Moğol baskınıyla hilafet merkezi olan Bağdat yerle
bir edilmiş, Abbasi halifesi de Mısıra getirilerek hilafet görevine devam ediyordu. Bu durum
1520 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mumlukluları alt ederek hilafeti İstanbul’a nakletmesiyle
son buldu. Hesap gününde bu bakımdan Karamanoğulları Osmanlılara karşı hata ettiyse bile
Allaha verecekleri bir cevapları vardır.
Dünyayı bir virüsün kasıp kavurduğu bu günlerde böyle bir açıklama içimizdeki fitne
virüsünü semirtmekten başka işe yaramaz.

Burada Osmanlı Karamanoğlu tartışmaları kimseye bir yarar getirmez. Üstelik ayrışmalara ve
birbirinden kopmalara da neden olur. Bu nedenle bu talihsiz açıklamalar üzerine ağırbaşlı ve
vakur olmak durumundayız. Şimdi hiç yoktan bir de Karamanlı Osmanlı ayrışmasına gerek
yoktur.
Değerli yazar arkadaşımız Sayın Şerafettin Güç Bey’in dediği gibi “Cumhuriyet
Karamanoğlu’nun iade-i itibarıdır”
Hepimiz cumhuriyet çocuklarıyız. Osmanlı da bizim, Karamanoğlu da bizimdir. Simgesi
Cumhurbaşkanlığı Forsunda yer alan Türk devletleri de bizimdir. Atalarımızın arasında geçen
olaylardan sorumlu olmadığımız gibi birbirimize girecek kadar da ahmak değiliz. Ancak
atalarımız arasındaki hoşumuza gitmeyen hadiseleri ısıtıp önümüze koyan terbiyesiz ve
hadsizlere de haddini bildirmemiz gerekir. Bu had bildirme bütün mahfiller kullanılarak
kendisine tebliğ edilmeli ve alenen özür dilemesi sağlanmalıdır.
Karamanoğullarına aynı laflarla bir hakaret de cumhuriyetten önceki 1. TBMM’de geçmiştir.
1920 yılındaki Konya Delibaşı isyanının ele alındığı TBMM kapalı oturumunda yapılan
mebusların konuşmalarında da aynı tabir “Konya, devletimize Karamanoğlu’nun Osmanlıya
yaptığını tekrarladı” lafı sarf edilmiştir.
Bazı mebusların bu sözü üzerine, Konya mebusu Mehmet Vehbi Bey:
“Efendim özetin özeti, bazı mebus arkadaşlarımızdan bazı şeyler dinliyoruz. Doğrusu
gücümüze gitmez dersek de gidiyor. Konya külahı giydirdi. Konyalılar Karamanoğlu
devresini yaptı. Hayır, efendiler; pek yanlış yanılıyoruz, kökü İstanbul’dadır efendiler.”
Diyerek savunmaya ve aleyhteki ateşi söndürmeye çalışıyor.” 1
Burada beni düşündüren farklı bir noktaya daha değinmek istiyorum:
Karamanoğullarını anlatan seyyahların naklettiklerini, Osmanlı tarihçilerinin yanlı olarak
yazdıklarını anlatan eserlerdeki hakaretleri akademisyenlerimizin aynen vermeleri benim çok
gücüme gidiyor.
Mesela Ermenek’ten geçen bütün seyyahlar anlaşmışçasına: “Eşkıya Karamanoğlu Yurdu”
tabirini kullanmakta Nure Sofi atamız için de Ermeni asıllı eşkıyalık yapan bir kişi, olarak
lanse etmektedirler.
Bu seyyahların arasından sadece Evliya Çelebi hariçtir. O asla Karamanoğlu’na bir şey
dememekte ve “Bâbuna meftuhun limen dehale taâmunâ helalün limen ekele – Kapımız
açıktır girene, yemeğimiz helaldir yiyene” özdeyişimizi naklederek her yöremizdeki halkı
övmektedir.
Mesela Ermenek’ten ve Karamandan geçerken gezdiği yerleri muhteşem bir tablo şeklinde
anlatmaktadır. Ama Ermenek’ten Karamana geçerken Balkusan yerine Kamış boğazı yolunu

1 Kaynak: TBMM gizli zabıtları 5. cilt Seksen Sekizinci İnikat
23 Teşrinievvel 1336 Cumartesi

tercih ederek Karamanoğlu türbesini ziyaret etmeden geçmesi, üzerinde bir baskının olduğunu
da akıllara getirmektedir.
İşin vahim tarafı adeta doktorların Hipokrat yeminine sadık kalmaları gibi
akademisyenlerimiz de ne yazık ki Ermenek ve Karamanlı olanlar da dâhil, bu seyyahların
sözlerini aynen makale ve tezlerinde tekrarlayarak istenmeyen algıya yardımcı olmaktadırlar.
Bu aynen aldıkları iktibas, seyyahların ve Osmanlı tarihçilerinin “Nure Sofi Ermeni asılıdır ve
Selçuklunun ikta ettiği Ermenek’te ve civarında eşkıyalık yapmaktadır” Tarzındaki ifadedir.
Karamanoğullarıyla alakalı daha önce yayınlanan bir makalemin adresi:
https://www.karamandan.com/Mukremin_Kizilca-Osmanliyi_Yikan_Karamanli-k51508.html

Bu yazı 605defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum