Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

CİGARAVİRÜS COVİD 1492

23 Mart 2020 - 16:52


Herkes vatanında otursaydı hiçbir şey olmayacaktı.
Kristof Kolomb, 1492 tarihinde Atlantik Okyanusu'nu aşarak Kuzey Amerika
Kıtasına ayak basınca şahit oldu olaya. Yerlilerin ağızlarında bir şey
tüttürdüklerini gördü. Bu tütmekten gelen tütünden başkası değildi.
Arapçada duman manasına Dühan deniyordu kendisine, gelen tüttürüyor, giden
tüttürüyordu.
16. yüz yılın başında İslam dünyasına pazarlamasını yapan tüccarlar: bütün
dertlere deva, olarak tanıtıyorlardı zıkkımı.
18. yüz yılda Osmanlı topraklarının her tarafında ve her iklimde ekimi yapılan
tütün kalite ve membaına göre çeşitli isimlerle anıldı ve Osmanlılar Reji
İdaresini bile kurdular. Artık devlet için de halk için de bir gelir kaynağına
dönüşmüştü bu illet.
Gam ve tasaya iyi geldiği için tüttürüyoruz, diyordu tüttürenler. Ama işin aslı
asla öyle değildi. Bunun ticaretini yapanlar illa da ona cazip bir taraf atfederek
satışlarını günden güne artırıyorlardı.
Yetişmiş, gelişmiş ve ergen olmanın bir alameti olduğunu bile söylediler. Artık
işin ucu bucağı kaybolmuş yeni nesil ben de yetiştim, büyüdüm diyerek eline
alıyordu mereti.
Osmanlılara girdiği tarihten itibaren yüz yıl içinde alışkanlık öyle bir boyuta
geldi ki padişah 4. Murat 17. Yüz yılın başından itibaren resmen yasak koyarak
yasağa uymayanları idam bile ettirmişti. Çünkü millet işi gücü bırakmış “adam
olmuş olmanın” keyfini sürmek için kahvehanelerde akşamlıyor,
kahvehanelerde sabahlıyordu.
Osmanlı derken tabii bulunan bütün Müslüman devletlerde de durum aynıydı.
Hocalar, âlimler, allameler, müftüler, şeyhülislamlar ve tarikat mensupları bile
aynı hastalığa müptela olmuşlardı. Çok azı hariç herkesin ağzında dev lülelerde
mangal kömürüyle tutuşturdukları bu zehir kaynağı tütün vardı.
Müslümanlar da, ayetler, hadisler de fetva konusunda ikiye ayrılmıştı. Bir taraf
haram derken diğer taraf helal, mubah diyordu. Bir tarikat haram derken bir
tarikat parası olana helal, olmayana haram diyordu. Hatta tarikat şeyhi
tüttürüyorsa müritler bunu sünnet addediyor ve fazlasıyla dühan tüttürüyorlardı.

Âlimlerden aklını başına toplayan bir gurup içse bile sağlıklı bir mantıkla buna
helal denemez, mekruhtur demişlerdi.
Bu sefer de o zaman ne tür bir mekruhtur? Sorusu çıktı ortaya: tenzihen mi
yoksa tahrimen mi mekruhtur? Yani harama yakın mekruh mu yoksa helale
yakın mekruh mu? Diye soruyordu avam-ı nas.
Halk iki arada bir derede kalmıştı. Ama İslam âlimlerinden bırak mekruh
demeyi tahrimen mekruh demeyi bile içmeleri için yeterli kanıt sayan genel
Müslümanlar tütünü tüttürmeye devam ettiler.
Neden içiyorsun? Dumanını yel, parasını el alır, sana da zararı kalır, dendiğinde
en büyük ve önemli bahaneleri: falan hoca da içiyor diyorlardı.
21. yüz yıla kadar bu böyle devam etti.
Bu asırda zararı kesinleşince ve bütün tıp otoritelerince sağlığın baş düşmanı
ilan edilince devletler de yavaş yavaş kısıtlamalar getirmeye başladılar. Bu
kısıtlamalar içiciler ve satıcılara yönelikti.
Artık her yerde içilemediği gibi her yerde de satılamıyordu. Paketlerin üzerine
bütün dünyada: zehirdir, öldürücüdür, süründürücüdür gibi en korkunç sözler
yazılıyordu. Dünya Sağlık Örgütü evrensel afet ilan etse de, çok yakında
pandemik hastalıklardan sayılacak olsa da topluma önder niteliğindeki kişilerin
(öğretmen, doktor, polis, hacı, hoca gibi) kullanmaya devam eetmesi halkta da
hızın kesilmemesine neden olmaktadır.
2019 yılında Müslümanlar bakımından çok önemli bir olay yaşandı: bir
kahraman D. İ. Başkanı çıkıp: tütün ve tütün ürünleri kesinlikle haramdır, dedi.
Hatta bundan böyle tütün kullananlar imamete geçemeyecekler, diye noktayı
koymuştu.
D. İ. Başkanı Ali Erbaş: “Sigara haramdır, İnsanın bedeni mukaddestir. Bedeni
beş açıdan korumak gerekiyor. Dinini korumak, aklını korumak, malını
korumak, nefsini korumak, yani canı korumak, bir de nesli korumak. Sigaranın
sadece birini bile korumaya engel olsa, bu bile haram olması için yeterli. Kaldı
ki beşine de zararı var. Dine zararı var, akla zararı var, mala zararı var, cana
zararı var, nesle zararı var. Dine zararı, sigara sarhoş edici maddeler arasında
sayılıyor. Sigara uyuşturucu vazifesi yapıyor. Uyuşturucuya götüren yol
sigarayla başlar. Kesinlikle sigarada uyuşturucu özelliği var.” Diye asrın
vebasına noktayı böyle koydu.

Zaten daha önce de Dünya Fıkıh Konseyi ve evrensel nice İslami kurum ve
şahsiyetler haramlığına fetva vermişlerdi.
Türkiye’de her yıl 100 bin, dünyada da altı milyon insan bu virüsten ölüyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 600 bin kişi ise her yıl bu virüs
bulaşmadığı halde bulaşanların yanında bulunmalarından dolayı hayatını
kaybediyor.
Dünyada yaşı 15’in üzerinde olan 1,2 milyar kişi (her üç erişkinden birisi) bu
virüse yakalanmıştır.
Dünya bankası verilerine göre her yıl bu virüsün yol açtığı ekonomik zarar 200
milyar dolardır.
Tüm zamanların en zararlı virüsü 500 yıldır insanlığı kırıp geçiriyor.
İpin ucu güçlülerde ve tüccarlarda olduğundan bu vahşete kimsenin sesi
çıkmıyor.
Bu virüs Sigara ve diğer tütün ürünleridir.

Bu yazı 453defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Salim Arslan
    2 ay önce
    Bu tüttürülen duman kişinin kendisini değil yakın etrafını zehirliyor özellikle HASTAHANE çevresinde SAĞLIK BAKANLIĞI nın DİKKAT tine saygılarımla...
  • Mükremin Kızılca
    2 ay önce
    teşekkürler Salim bey kardeşim, ah bir anlatabilsek