Hasan Şimşek

Hasan Şimşek


Ölümünün 33. Yılında Ermenekli Naci Keskin

05 Mart 2020 - 12:02 - Güncelleme: 05 Mart 2020 - 15:28

ÖLÜMÜNÜN 33. YILINDA
TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA TANITAN
EĞİTİMCİ, MÜTEŞEBBİS
ERMENKLİ NACİ KESKİN’ni analım, kişiliğini, hizmetlerini genç kuşaklara ve hemşehrilerine
hatırlatalım düşüncesi ile bu yazıyı kaleme aldım.

Naci Keskin’i baharın ilk ayı olsa da, kışın en yoğun olduğu bir ayda, 10 Mart 1987 tarihinde,
abartılmayacak kadar çok karın yağdığı ve haftalarca yerden kalkmadığı ve çocukların okullarına
gedemediği bir zorlu bir kış gününde onu kaybettik.
ERMENEKLİ NACİ KESKİN ( 1921- 1987 )
O KESKİN COLOR’un kurucusu, başlangıçta o bir Fransızca öğretmeni, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Fransızca Bölümü’nden mezun, Kars’ta, Ermenek’te ve İstanbul Pendik Lisesi’nde
öğretmenlik ve yöneticilik yapmış çok değerli bir şahsiyetti. İyi bir avcı, avcı olduğu kadar iyi de bir
fotoğrafçı, sonraları turistik kitap yazarı ve çevirmen, yerine göre yönetici, yerine göre inşaatçı,
yerine göre hobi olarak tarım uğraşıları olan aktif, üretken ülke kalkınmasına omuz veren ender
kişilerden birisiydi.
Ele avuca sığmayan hareketli, dinamik, yaratıcı bir özelliği vardı. Ben kendini Adapazarı PTT’si önünde
Lisede okuduğum yıllarda bayram tebriki satarken 1964 yılında tesadüfen tanıdım( 1 ). Benimle çok
ilgilendi ve İstanbul Pendik Lisesi’ne naklimin yapılmasına vesile oldu. Henüz daha Keskin COLOR
firması kurulmamıştı. Çektiği güzel manzaraları ve kentlerin güzel görünümlü yerlerini renkli
kartpostal olarak bastırıp satıyordu. Türkiye’de bir ilk olmasa da ilkler içinde önemli bir yere sahip
olunca kardeşi Abdullah Keskin ile birlikte şirketleşerek işi büyütme yolunda 1965 yılında önemli bir
adım attılar. Sonradan çok önemli bir marka hâline gelen KESKİN COLOR Limitet Şirketini kurdular.
Ben bu yazımda Keskin COLOR’dan çok 10 Mart 1987’de 66 yaşında, tam 33 yıl önce kaybettiğimiz
Naci Keskin’i genç nesillere/Taşeli çocuklarına tanıtmaya çalışacağım.
Naci KESKİN, aktif, hareketli, iş üreten, ürettiği işi başkaları ile paylaşan, eleştiriyi dikkate alan, yaptığı
işten haz duyan bir büyüğümüzdü.
Yakın ve uzak çevresi ile onun kadar yakından canı gönülden ilgilenen ikinci bir adam tanımadım.
Kardeşi Abdullah Keskin ile birlikte kurdukları kartpostal ve turistik kitap üreten matbaalarında
çalışanların çoğu yakınları ve Ermenek kökenli insanlardı.
İş hayatında ve özel hayatında coşkusunu sevincini yakınları ile paylaşır ve mutlu olurdu. Onun
bulunduğu yerde, coşku, sevinç, güven hiç eksik olmazdı.
İş yerinde hiçbir zaman patron olmadı, herkes Naci Ağabey derdi. Herkes onu sayar, severdi.
Çalışanları ile bir baba ve evlat gibi mesai yapardı. Samimi idi, insanlara güvenir ve insanlar da ona
fazlası ile güvenir ve bağlılık duyardı.

İsrafı sevmezdi, bir paket kâğıdını ve ipini defalarca başka diğer işlerde de defalarca kullanırdı. Biz
onun işteki tutumlu davranışını kendi işimizi kurduktan sonra daha iyi anladık ve biz de aynısını
uygulamaya özen gösterdik.
Çektiği Ermenek ile ilgili Tekeçatı ve Değirmenlik fotoğraflarından yaptırdığı kartpostalları Türkiye
genelinde on binlerin elinde dolaştı. O fotoğrafla ilgili olarak “İş makinede değil, makinenin
arkasındaki adamda” derdi. Güzel bir manzara resmini çekmek için saatlerce, bazen günlerce iyi bir
pozisyonu yakalamaya çalışırdı. Aceleci bir yapısı olsa da fotoğraf çekimi konusunda oldukça sabırlı,
metanetli, deneyimli avını bekleyen bir avcı pozisyonunda olurdu.
Ermenek’i ve Ermenek’e özgü yemekleri çok severdi, batırmaya dayanamazdı. Batırmaya buz koyarak
yemeyi onda görmüştüm.
Zaman zaman Ermenek’te avcı arkadaşları ile buluşur ava gittikler de olurdu. Dr. Mehmet Sönmez,
İlhan Gür, Balkusanlı Naci, Av. Nuri Elmalıbahçe, Tahir Esin, Necati Atalık… ve hatırlayamadığım diğer
dostları ile yatılı olarak Ermenek Yaylası’nda ava çıkar İstanbul’un iş hayatından biraz olsun
uzaklaşırdı.
“KESKİN COLOR” firmasının kartpostallarının ve arka yüzündeki Türk bayrağını simgeleyen amblemi
Türkiye’yi bütün dünyaya tanıtmıştır. Naci ve Abdullah Keskin’in ürettiği turistik ürünler ülkemizin
tanıtılmasında birinci derecede önemli rol oynamışlardır. Yalnız dışarıda değil içerde de tanıtım ve
eğitim materyalleri olarak kartpostallar ve slaytlar okullarda en çok kullanılan araçlar ve gereçler
arasında yer almış; güzel yurt köşelerinin tanıtılmasıyla da dış turizme olduğu kadar iç turizme de
büyük katkı yapmışlardır. Yurdumuzda ve dış ülkelerde ülkemizin tanıtım konusunda birinci derecede
rol oynadığını yazmam abartı değil ciddi boyutta bir gerçektir.
Naci Keskin, öğretmenlik hayatında olduğu gibi iş hayatında da iyi bir yönetici idi. Çalışanlar, o iş
yerine gelince yapmacık davranışlarda bulunmazlar, aksine onun yaydığı olumlu hava ile daha iyi işe
sarılırlar pozitif enerji alırlardı.
İşte biz 29 kişi, başta rahmetli İlhan GÜR’ün gayretli çalışmaları ve çabaları olmak üzere, ERÇEV’i,
Naci ve Abdullah Keskin Kardeşlerin İş Hanı olarak yaptırmış olduğu “KESKİN HAN” da kurduk. 
 Naci Keskin şimdi mezarından kalkıp gelse ERÇEV’in Taşeli Yöresi’ne verdiği eğitim hizmetlerini görse uçarcasına sevinir ve mutlu olurdu.
Biz onu kışın en yoğun yaşandığı ve karın haftalarca kalkmadığı bir İstanbul sabahında 10 Mart
1987’de beklenmedik bir zamanda kaybettik. Bugün ERÇEV varsa mutlaka temelinde Naci ve Abdullah
Keskin Kardeşler vardır. Her ikisinin da ruhu şad olsun. 03.03.2020 Hasan ŞİMŞEK

Bu yazı 1370 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum