Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN


TERÖRLE MÜCADELE VE HUKUK

15 Mayıs 2020 - 23:45

Bu konuyu uzun zamandır yazmak istiyordum fakat gündem hareketliliğinden dolayı bir türlü fırsatım olmadı.
Son zamanlarda dikkatimi çeken bazı söylemler var: “Türkiye, terörle mücadelede 90’lı yıllara geri döndü, askerin ve polisin tekel gücü arttırıldı bu yüzden demokratik Türkiye için silahlar susmalı artık hukuk konuşmalı.” vs. vs. vs.
Anlayacağınız; terörle mücadelenin, güvenlik güçlerinden arındırılarak adliyelere teslim edilmesi isteniyor.

Peki hukuk, tek başına terörle mücadele edebilir mi?
Benim bu soruya cevabım: ”HAYIR.” Dağda, kanas'ıyla pusuda bekleyen teröriste “Hadi gel seni yargılayacağız, öldürmeyeceğiz, silahını bırak gel.” diye tebligat mı çıkartacağız?  
*
Terör; tepeden tırnağa insana ve insanlığa karşı çok özel bir suç tipidir. Bu yüzden, terörle mücadeleye azami derecede önem gösterilmelidir.
Hukuk devletinin terörle mücadeledeki olmazsa olmaz ilkesi; hukuk ve demokrasi çerçevesi içinde, temel hak ve hürriyetlerin korunmasıdır. Eyvallah, kabulümdür. Fakat terörle mücadeledeki bu hukuk ve demokrasi çerçevesinde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Aksi takdirde, bu çerçeveye istenmeyen kareler girebilir.
*
Öncelikle terörle mücadelede; siyaset ve hukuk bir arada yürütülmemelidir. Hukuk; hakim-savcı, avukat, akademisyen ve ilgili sair hukukçuları bir araya getiren evrensel dildir. Siyaset; bir ülkede kimi zaman insanları kutuplaştıran kimi zaman da milli birlik ve beraberlik sağlayan bölgesel dildir.
Fakat Türkiye’de terörle mücadele; birbirine zıt bu iki dille yürütülmeye çalışılmaktadır, işte asıl hatayı burada yapıyoruz…

Yapmamız gereken şey; terörle mücadeleyi, güvenlik ve istihbarat bürokrasisini cezai müeyyidelerle destekleyen güçlü bir hukuk stratejisi ile yürütmektir.
Mesela soruyorum sizlere, İSTİHBARAT VE TERÖRİZM HUKUK’UNU anayasal haklar çerçevesinde kanunlaştırmak için neyi bekliyoruz? Türkiye’de terörle mücadele ve istihbarat müşterekliğine hitap eden bir hukuk dalı üzerinde neden çalışmıyoruz?
“Ne gerek var ki, bu konuda Terörle Mücadele Kanunu yeterli değil mi?” diyeceksiniz.
Üzülerek söylüyorum ki, yeterli değil…
*
Türkiye’de neden İstihbarat ve Terörizm Hukuku’na dair çalışmaların yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin Aralık 2019 tarihinde verdiği bir kararıyla açıklamak istiyorum.
Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Uludere olayının 2. yıl dönümünde “PKK Marşı”nı okuyan üniversite öğrencisi Meki Karar’ı, “terör propagandası yapma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etmişti. Kararın kesinleşmesi üzerine Meki Karar, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Başvuru tarihinden tam dört yıl sonra, 3 Ekim 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi, Meki Karar’ın yeniden yargılanmasına ve tarafına 9 bin 150 lira tazminat ödenmesine karar verdi.
AYM’nin gerekçeli kararında ne yazıyordu, biliyor musunuz?
“Terörizmin, hukuksal bir tanımının yapılmasında zorluklar bulunmakla birlikte Anayasa Mahkemesinin asıl görevi bir başvuruya konu olan olayın terör suçu kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmek değildir. PKK’nın terör örgütü olduğu, A.Ö.nün de bu örgütün kurucusu ve çok sayıda terör eyleminin ilk elden sorumlusu olduğu konusunda bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.”
Ne acı değil mi?
Kim bilir belki de Meki Karar; Almanya’da Apocu Gençlik İnisiyatifi İntikam Komandosu’nda azılı bir militandır ya da Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi olarak nitelendirilen NAV-DEM’de bir toplantı metni hazırlıyordur…
Olamaz mı? Olabilir…
*
Hukukun evrensel diliyle, kendi ülkenizdeki terörizme dur diyemezsiniz.
Şayet evrensel hukuk çerçevesinde devletler üstü kararlar verecekseniz, kimi zaman farkında olmadan ülkenizdeki terörizmin ekmeğine yağ sürebilirsiniz…
Mesela Belçika Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz ocak ayında PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmedi. Peki bu durumda PKK’yı, terör örgütü olarak kabul eden ülkelerin yüksek yargısı nasıl bir yol ayrımına gidecek? Evrensel hukuku mu karşısına alacak yoksa ceza hukukunu mu?
*
Sizce de artık Türk hukukunda yaşanılan bu çıkmaza bir son verme zamanı gelmedi mi?
Geldi de geçmesin bari, emi…
 

Bu yazı 520 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Metehan Göktürk
    2 ay önce
    Hukuku da Erdoğan'a mı teslim edelim yani ? Güzel yazıyorsunuz fakat genelde bu tip yazıların ardından hemen bir Erdoğan'ın yaptıkları mutlak doğru savunması gelir Ayşe Hanımefendi