ANADOLU’YU AYDINLATANLAR LİSTESİNDE BİR ERMENEKLİ

1
ANADOLU’YU   AYDINLATANLAR   LİSTESİNDE   BİR   ERMENEKLİ

       Konya İlköğretim Okullarında yardımcı kitap olarak tavsiye edilen ve öğrencilerin çantalarında bulundurduğu “ Anadolu’yu Aydınlatanlar “ isimli kitabı görünce, kitabın içinde kimlerin yer aldığını merak edip incelemeye başladım.  Kitabın “ Cumhuriyet’ten Bugüne Gönlümüzde Yer Bulanlar “ bölümüne geldiğimde “ Ermenekli Hasan Rüştü “ ismini görünce ilgim daha da arttı ve okumaya devam ettim.

Ermenekli Hasan Rüştü, 1896 yılında, Ermenek’te köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta öğrenimini Konya’da tamamlayıp, İstanbul Mekteb-i Mülkiye’ye girdi.  Hürriyetçi fikirleri nedeniyle Sultan Abdülhamid’in emriyle İzmir’e sürgüne gönderildi. İzmir’de zamanın tanınmış ismi Şair Eşref ile tanıştı ve ondan çok etkilendi. Meşrutiyet ilan edilince affedildi ve Konya Lisesi’ne öğretmen olarak atandı. Müze müdürlüğü görevlerinde de bulunduktan sonra, 1934 yılında emekliye ayrıldı. Nihayet, 1936 yılında Konya’da öldü. Saçları dökülmüş olduğundan “ Kel Şair “ ismiyle de bilinirdi. Şair Eşref  O’nun için şu dörtlüğü yazmıştır.
 Yıkmaya pek çok çalıştı rüzgar,
 Etti Mevlana himaye, yıkılmadı.
 İftihar etsin vücudunla vatan,
 Ermenek’ten senin gibi bir  “ Kel “ çıkmadı..

Ermenekli Hasan Rüştü, Cumhuriyet için Onuncu Yıl Destanı isimli  şiirini yazmış ve Ulu Önder Atatürk Konya’ya geldiğinde okumuştur. Bu destandan iki dörtlük şöyledir. 

 Türk’üz, kutlarız bu ulu günü,
 Coşsun sevincinden, taşsın gönüller.
 Gazi’nin dört yana yayıldı Ünü,
 Bu düğünle bugün şenlensin her yer.

 Nur-u hürriyeti, neşreyledi Cumhuriyet,
 Herkesin çeşm-ü devleti  taban buldu.
 Bir zamanlar çekinip, gösteremezken başımı,
 Açılıp şimdi, benim kel kafam, meydan buldu..

Bu bilgileri öğrendikten sonra,  Ermenek ve çevresi insanlarının yöre ve ülke halkının eğitim ve diğer hizmet ihtiyaçlarının karşılanması konusunda verdikleri çabalar, üstlendikleri görevler ve bitmeyen enerjileri ile yaratıcı fikirleri konularında yazılmış kitaplardan okudukların ve yaşlılardan dinlediklerim aklımdan bir film şeridi gibi geçti. Cumhuriyet ilan edildikten sonra girişilen en kapsamlı ve yaygın faaliyet, yeni yazıyla  ülke çapında okuma-yazma  seferberliğiydi. Ermenekliler bu seferberliğe nice güçlüklere katlanarak ve nice mesafeleri yürüyerek katılmışlardır. Ortaokul ve lisenin olmadığı uzun yıllar boyunca bir çok genç, hatta, çocuk denecek yaşlardaki insanımız, Karaman ve Konya’daki ortaokul ve liseleri okuyup, Ankara’da açılan Hukuk, Tıp, Mülkiye, Ziraat, Orman Fakülteleri başta olmak üzere değişik dallarda yüksek öğretim görmüşler ve çağdaşlaşma yarışında rol almışlardır.

Ermenekli bir çok üst düzey eğitimli insanın, başkent Ankara’da okuma yazması olan insanların Samanpazarı/Ulus semtindeki kahvelerden toplanıp memur yapıldığı günlerde, kendilerine teklif edilen çok üst düzey (Bakanlık dahil ) devlet görevlerini nazikce reddedip, kendi bölgemize hizmet borcumuz var diyerek Ermenek ve çevresine döndüklerini biliyoruz. Daha, 1930’lu yıllarda Ermenek belediye başkanlarının üniversite mezunu insanlar olduğunu çok dinlemiştik. Bu dönemde Ankara’dan Özel Kararname çıkartılarak, Macaristan’dan makine ithal edildiğini, bu makinaların Taşucu’ndan kağnılarla dağlar aşırılıp Ermenek’e getirildiğini, kurulup üretilen hidroelektrik enerjisinin şehri aydınlattığını, bu elektrik olayının Türkiye çapında dördüncü ilçe olarak kazanıldığını  hatırladıkça doğduğu yerlere hizmet aşkıyla yanan o değerli insanlara olan saygımız daha da artmıştır.

Ermenek insanının okumak ve hizmet etmek uğruna Karaman’a kadar yürüyerek gidilen çile dolu 3 günlük dağ yolculuğu yaptıklarını, olumsuz hava şartları ve diğer güçlükler nedenleriyle bu yolculuklarda ölenlerin olduğunu bilmeliyiz. Bu zor dönemlerde aynı aileden dört çocuğunda okuyup üniversite mezunu yapılmasının önemini düşünmeden edemeyiz. Örneğin, merhum öğretmenimiz M. Adnan GÖKSU ve kardeşleri.

Karaman Lisesi’nde okurken, 1968 yıllarında, sınıf arkadaşlarımız biz Ermeneklilere hitaben “ geçen yıllarda Karaman’ın tüm köylerindeki öğretmenler Ermenekliydiler “ derlerdi. Bu konuşmaların yapıldığı yıllarda dahi, Karaman lisesi ve diğer okullarda  bir çok Ermenekli öğretmen görev yapmaktaydı. Uzun yıllar önce, benim Ermenekli olduğumu duyan üst düzey bir görevli,  kendisinin 1952 yılında,  5 – 6 yaşlarında Ermenek’te bulunduğunu, babasının yol inşaatında mühendis olarak çalıştığını, o sıralarda  gözüne bir cisim değerek yaralandığını, her nasılsa Ermenek’te göz doktoru olduğunu ve ameliyatla gözünün kurtarıldığını, bu nedenle Ermenek ve Ermenekliye özel bir sevgisi olduğunu söylemişti.
   
Ermenekli gençlere sözümüz, çalışmak, öğrenmek ve öncelikle kendi yörelerine ve insanlarına hizmet etmek, neticede, Milletine ve Devletine hizmet vermeyi hedeflemeleri yönünde olacaktır. olacaktır. Ermeneklilerin yaptıkları görevler, görüldükleri yerler ve yükseldikleri mevkiler konusundaki tespitlerimizi, gelecek kuşaklara örnek olması dileğiyle yazmaya devam edeceğiz. Ermenekli Kel Şair ve diğer aydınlarımızı rahmetle anıyoruz..
                                                            
                                      Derleyen :  Avukat   Naci  SÖZEN  /2010 /ANKARA
                                                (Em. Mu. Kd. Alb. )

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz